Bu İşin Sonu Nasıl Bitecek? Kredilerde Gevşeme, Petrolde Yükseliş | Erdal Sağlam
Mesele Ekonomi · 2026-07-19
💡 Hızlı Bilgi
1. Seçim sonrası kurda yaşanabilecek olası devalüasyon riskine karşı döviz bazlı varlıklarınızı gözden geçirin ve portföyünüzü koruma altına alın.
2. Enflasyondaki düşüş beklentisinin zayıfladığını dikkate alarak, kısa vadeli faiz indirimi beklentilerine dayalı pozisyon almaktan kaçının.
3. Akaryakıt ve ulaştırma zamlarının gıda ve hizmet sektöründeki fiyatları tetikleyeceğini öngörerek, kişisel bütçenizde enflasyonist baskıya karşı hazırlıklı olun.
4. "Yatırım teşvik avans kredileri" gibi genişleyici para politikası araçlarının piyasadaki likiditeyi artırarak enflasyonu körükleyebileceğini, bu durumun faiz indirim sürecini geciktirebileceğini hesaba katın.
5. Jeopolitik risklerin (İran-ABD gerilimi) petrol fiyatları üzerindeki baskısını izleyin; enerji maliyetlerindeki artışın enflasyon verilerini yukarı yönlü etkileyeceğini unutmayın.
📊 Detaylı Açıklama
Türkiye ekonomisinde şu an en kritik başlık, Merkez Bankası'nın yatırım teşvik avans kredileri hacmini 750 milyar liraya çıkarma kararıdır. Bu durum, 2000 öncesindeki "kısa vadeli avans" sistemine benzer bir yapısal riski beraberinde getiriyor. Siyasetin yönlendirdiği bu krediler, para politikasının etkinliğini zayıflatmakta ve karşılıksız para basma etkisi yaratarak enflasyonla mücadeleyi sekteye uğratmaktadır. Özellikle likiditenin zaten yüksek olduğu bir dönemde (piyasada yaklaşık 1.35 trilyon TL fazla likidite mevcut), bu genişleyici hamle faiz indirim sürecini fiilen imkansız hale getirmektedir.
Enflasyon tarafında ise tablo oldukça kırılgan. Eşel mobil sistemindeki vergi desteğinin %75'ten %50'ye indirilmesi ve Ağustos başında %25'e düşecek olması, akaryakıt fiyatlarını doğrudan piyasa koşullarına daha duyarlı hale getiriyor. Petrol fiyatlarının jeopolitik gerilimlerle 88 dolar seviyelerine tırmanması, ulaştırma ve gıda fiyatlarını yukarı çekerek enflasyonun %2 seviyelerinin üzerine çıkmasına neden oluyor. Bu gelişmeler, yabancı bankaların "faiz indirimi gecikecek" raporlarını destekler nitelikte; Eylül ayına kadar bir faiz indirimi beklentisi artık oldukça zayıf bir ihtimal olarak görülüyor.
Kur cephesinde ise seçim takvimi yaklaştıkça baskı artıyor. Yabancı yatırımcı hisse senedi piyasasından çıkarken, devlet tahvillerine yönelerek yüksek faiz getirisinden faydalanmaya çalışıyor. Ancak bu durumun sürdürülebilirliği, seçim kararı açıklandığında dövize olan talebin patlamasıyla ciddi bir risk altına girebilir. Piyasada seçim sonrası için %30 ile %50 arasında bir kur artışı (devalüasyon) beklentisi hakim. Fitch'in kredi notu değerlendirmesi de aslında bu güvensizliği yansıtıyor; dış finansman ihtiyacının sürdürülebilirliği ve sıkı para politikasına duyulan güven, not artışı için temel şart olarak vurgulanıyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Mevcut veriler ışığında piyasada "sıkı para politikası" ile "seçim ekonomisi" arasında ciddi bir çatışma yaşanıyor. Merkez Bankası bir yandan rezerv biriktirerek (166 milyar dolar seviyesi) kurları baskı altında tutmaya çalışırken, diğer yandan sanayiye verilen teşvik kredileriyle para arzını genişletiyor. Bu durum, ekonomide "ikili bir yapı" oluşturuyor: Bir tarafta yüksek faizle korunmaya çalışılan tahvil piyasası, diğer tarafta enflasyonu körükleyen genişleyici kredi hacmi. Benim görüşüm, bu dengenin seçim sürecine kadar zorlanacağı ancak seçim sonrası bir "ayarlanma" (devalüasyon) kaçınılmaz göründüğüdür. Yatırımcılar için şu aşamada "bekle-gör" stratejisi, özellikle hisse senedi piyasasındaki SPK kaynaklı güven sorunları nedeniyle daha güvenli olabilir. Enflasyona karşı korunmak için döviz bazlı veya emtia ağırlıklı (altın gibi) varlıkların portföyde tutulması, kur riskine karşı bir sigorta işlevi görecektir. Faiz indirimi beklentisiyle bankacılık hisselerine veya uzun vadeli TL tahvillere girmek, şu anki konjonktürde yüksek risk taşımaktadır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: Mesele Ekonomi