Veciz AI — YouTube videolarının yapay zekâ özetleri

Borsada Toparlanma Ne Zaman Başlar? | Ekonomi Kulübü

EKOTÜRK TV · 2026-10-26

▶ Videoyu YouTube'da izle

💡 Hızlı Bilgi

1. BIST genelinde panikle körü körüne alım yapma; kâr etmeyen ve aşırı borçlu şirketlerden uzak dur.

2. Borsa İstanbul'da toparlanma için acele etme; en erken Ocak ayına kadar bekle.

3. Döviz ve kur cephesinde düşüş bekleme; TL üzerindeki dış ticaret açığı baskısı sürüyor.

4. Dolar ve ons çifte desteği nedeniyle altında pozisyonunu koru ve biriktir.

5. Gayrimenkul tarafını enflasyona ve devalüasyona karşı temel kalkan olarak elde tut.


📊 Detaylı Açıklama

Konuşmacı Mehmet Aşçıoğlu'na göre Borsa İstanbul'da son yıllarda yaşanan en büyük yanılgı, pandemi sonrası piyasaya giren milyonlarca yeni yatırımcının her varlıkta sürekli katlarca getiri beklemesidir. 2020 öncesinde 1 milyon olan yatırımcı sayısı 6,5 milyona ulaşmış, halka arz furyası ve sosyal medya etkisiyle gerçekçi olmayan kâr hedefleri türemiştir. Aşçıoğlu, piyasada sürekli tavan bekleyen bu fanatik tavrın yatırımcıyı felakete sürüklediğini, geçmişte yüzde 60'ı aşan çöküşler yaşandığını ve bugünkü dalgalanmanın da sağlam bir bilanço analiziyle göğüslenmesi gerektiğini vurguluyor.

Aşçıoğlu, değerleme oranları kopmuş şirketler konusunda sert uyarılarda bulunuyor. Zamanında fiyat kazanç oranı 300 seviyelerine fırlayan şirketleri örnek gösteren uzman, bir hissenin kâr üretmeden 300 yıllık geleceği peşin fiyatlamasının piyasa mantığına aykırı olduğunu belirtiyor. Kârı katlanarak büyümeyen, sadece sermaye artırımı hikayesiyle şişirilen hisselere aşık olunmaması gerektiğini söylüyor. Bu tip varlıklarda "kâr cebe yakışır" ilkesiyle satış yapılmasını, kâr üretmeyen ve borca batmış şirketlerden ise kesinlikle uzak durulmasını savunuyor.

BIST hisselerinde toparlanma ve pozisyon seçimi için temel rasyoların önemine değinen Aşçıoğlu, yatırımcının piyasa değeri/defter değeri çarpanına bakmasını öneriyor. Şirketin borçları ödendikten sonra kalan özvarlığını gösteren defter değerinin altına inen ya da buna yakın işlem gören şirketlerin ucuz olduğunu hatırlatıyor. Eğer bir şirket aynı zamanda kâr üretiyorsa ve fiyat/kazanç oranı 10'un altındaysa, hatta 5 ile 7 aralığındaysa, endeksin düşüş sürecinde korkulmadan biriktirilebileceğini ve bu hisselerin eninde sonunda değerine ulaşacağını aktarıyor.

Enflasyon ve para politikası tarafında konuşmacılar, sıkı para politikasının talebi bilinçli şekilde daralttığına dikkat çekiyor. Aşçıoğlu'na göre iç talep kısıldığı için şirketlerin ve ülkenin kısa vadede büyümesi zaten beklenemez. Büyümenin olmadığı yerde borsanın genele yayılan bir ralli yapması mümkün değildir. 2026 ya da 2027 hedeflerine işaret eden konuşmacı, enflasyon kalıcı olarak düşmeden ve politika normalleşmeden borsada uzun vadeli rahatlamanın tam anlamıyla gelemeyeceğini, bu nedenle yatırımcının minimum 5 yıllık bir ufukla hareket etmesi gerektiğini ifade ediyor.

Türk Lirası ve kur konusundaki tıkanıklığı dış ticaret açığına bağlayan Aşçıoğlu, devalüasyon ya da kontrollü kur artışının ihracatçıya kalıcı çare olmadığını söylüyor. İhraç edilen ürünlerde ithal girdi payının yüzde 80'e dayandığını hatırlatan uzman, kur her yükseldiğinde maliyetlerin de aynı hızla arttığını ve rekabet avantajının hemen silindiğini anlatıyor. Cari açık ve döviz ihtiyacı çözülmedikçe liranın değerini korumanın zor olduğunu belirten konuşmacı, vatandaşın güven arayışıyla gayrimenkul ve altına yönelmesini son derece rasyonel buluyor.

Altın tarafında konuşmacı, yerli yatırımcının "çifte getiri" potansiyeline dikkat çekiyor. Gram altının hem ons bacağından hem de içerideki döviz kuru hareketinden beslendiğini belirten Aşçıoğlu, bu iki yönlü kazanç kapısının altını Türk yatırımcısı için vazgeçilmez bir birikim aracı yaptığını söylüyor. Bu gerekçeyle altının portföylerde güvenli liman işlevi görerek taşınması gerektiğini ve elden çıkarılmaması gerektiğini ima ediyor.

Programın diğer konuğu Ahlatçı Holding Strateji Direktörü Tonguç Erbaş, piyasayı sarsan fon krizi ve genel çöküş havasında toparlanma takvimini paylaşıyor. Erbaş'a göre, tasfiye süreçleri, ödemeler ve yasal düzenlemeler nedeniyle Kasım ayı oldukça yoğun ve dalgalı geçecek. Aralık ayı küresel tatillerle sakinleşirken, Borsa İstanbul ve fon piyasasında taşların yerine oturması en erken Ocak ayını bulacak. Bu süreçte aceleci alımlardan kaçınarak piyasanın sakinleşmesini beklemenin en doğru strateji olduğunu dile getiriyor.

Erbaş ayrıca küresel risklere de vurgu yapıyor. ABD başkanlık seçimleri ve Kongre dağılımının sermaye piyasalarında sert hareketler doğurduğunu, riskli varlıklardan çıkıp tahvile ve likiditeye yönelen bir küresel fon akımı başladığını ifade ediyor. Kıymetli metallerde ve hisse senetlerinde yaşanan dalgalanmanın seçim sonrası tablosu netleşmeden bitmeyeceğini ekleyen uzman, dış piyasalardaki bu belirsizlik sürerken içerideki toparlanmanın da zamana yayılacağını kaydediyor.

A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Üzeyir Doğan ise fon piyasasında yaşanan tahribatın güveni kökten sarstığını belirtiyor. Para piyasası fonları gibi risksiz görülen araçların bile teminat suiistimalleri nedeniyle kilitlendiğini aktaran Doğan, manipülatif işlemlerin fon örtüsü altında denetimsizce büyüdüğünü savunuyor. Bireysel yatırımcının kurumsal koruma altında olduğu zannıyla bu fonlara yönlendirildiğini hatırlatan uzman, sistemin şeffaf bir çerçeveye oturmadan ve kural ihlallerine caydırıcı cezalar gelmeden fon tarafına güvenle dönülemeyeceğini söylüyor.

BIST içindeki taban serileri ve likidite kilitlenmeleri hakkında konuşan Doğan, bazı hisselerde yatırımcıların satış yapamayarak hapsolduğunu aktarıyor. Fonların tasfiye sürecinde hisselerin serbest marja bırakılmaması veya tahtaların kilitlenmesinin piyasayı cezalandırdığını ifade eden Doğan, bu yangın ortamında panikle satamayan yatırımcının kredili pozisyon taşımaması gerektiğini vurguluyor. Sağlıklı bir kural seti ve SPK düzenlemesi gelene kadar hisse tarafında agresif pozisyon açmak yerine bekleyip bilançolar üzerinden hisse ayıklaması yapılması gerektiğini savunuyor.

Son olarak her üç analist, Borsa İstanbul'da 650 civarı şirketin işlem gördüğü bu geniş havuzda sepetteki çürük elmaların temizlenmesi konusunda hemfikir kalıyor. 9 aylık bilançoların geldiği bu dönemin bir portföy temizliği fırsatı sunduğunu belirten uzmanlar, spekülatif, borç batağında ve hikayesi bitmiş şirketlerin satılarak yerlerine kâr üreten, piyasa çarpanları makul seviyelerde kalmış güçlü sanayi ve finans şirketlerinin konulması gerektiğini vurguluyor.


🎯 Finans Uzmanı Yorumu

Konuşmacıların Borsa İstanbul ve fon piyasasına dair çizdiği tablo, aşırı iyimserliğin bittiğini ve sert bir gerçekçilik dönemine girildiğini açıkça ortaya koyuyor. Özellikle Mehmet Aşçıoğlu'nun yüksek çarpanlı hisselere dönük acımasız eleştirileri, piyasanın son iki yılda ürettiği yapay köpüğün tasfiyesi anlamına geliyor. Yatırımcıların "kaç X yapacak" mantığıyla girdiği hisselerdeki büyük çöküş, temel analizin ve rasyonel değerlemenin eninde sonunda galip geldiğini kanıtlıyor.

Piyasa sinyalleri ve pozisyonlanma açısından konuşmacıların tavrı kesinlikle genel bir "al" çağrısı içermiyor. Tam tersine, Tonguç Erbaş'ın en erken Ocak ayına kadar bekleme tavsiyesi ile Üzeyir Doğan'ın krizin teşhisi konulmadan adım atılmaması gerektiği yönündeki ikazları, şu aşamada ana stratejinin "bekle ve hisse ayıkla" olduğunu gösteriyor. Tasfiye sürecindeki fonların yarattığı likidite sıkışıklığı ve taban taban düşen hisseler çözülmeden piyasada kalıcı bir dip oluştuğunu iddia etmek aşırı risk barındırır.

Makroekonomik cephede ise konuşmacıların enflasyon ve kur analizi oldukça tutarlıdır. Dış ticaret açığının kapatılamadığı, girdi maliyetlerinin kura bağımlı kaldığı bir yapıda döviz cephesinde rahatlama beklemek gerçekçi değildir. Bu durum, yerli yatırımcı açısından altını ve belirli ölçüde gayrimenkulü zorunlu bir koruma kalkanı haline getirmeye devam ediyor. Altında hem kur hem ons tarafının sağladığı çift yönlü getiri potansiyeli, konuşmacıların altına yönelik "elde tut ve biriktir" yaklaşımını haklı çıkarıyor.

Fon piyasasında patlak veren skandallar, Türkiye sermaye piyasalarının kurumsal güvenine çok ağır bir darbe indirmiştir. Üzeyir Doğan'ın dikkat çektiği teminat oyunları ve özel fonlar üzerinden yürütülen örtülü manipülasyonlar, bireysel yatırımcının en güvenli liman saydığı para piyasası fonlarını bile tartışmalı hale getirmiştir. Bu yapısal kırılma tamamen tamir edilmeden, mevzuat boşlukları giderilmeden fon piyasasında yeni ve agresif pozisyon almak büyük bir temerrüt ve likidite riski taşır.

Özetle mevcut konjonktür; kredili işlemlerden, spekülatif kâğıtlardan ve karmaşık fon türevlerinden tamamen çıkılması gereken bir savunma dönemidir. Yatırımcı için geçerli pozisyon: BIST genelinde yeni alım için Ocak ayını beklemek, portföydeki çürük ve borçlu hisseleri satıp çarpanları dip yapmış kârlı hisselere geçiş yapmak, nakit akışını korumak ve güvenli liman olarak altını biriktirmeye devam etmektir.


⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.

Kanal: EKOTÜRK TV