Borsada Dip Arayışı, %44 Potansiyel | Fransa Tahvilleri ve Dolar | Serhan Yenigün | Tacirler Yatırım
Tacirler Yatırım Menkul Değerler A.Ş. · 2026-10-13
💡 Hızlı Bilgi
1. BIST 100'de 11.900 – 12.000 destek bölgesinde taban arayışını bekle; kısa vadede hızlı ve agresif bir ralli için acele etme.
2. BIST 100 için 12 aylık 17.500 konsensüs hedefi %44 getiri potansiyeli sunuyor; orta-uzun vadeli toparlanma dönemi için kademeli biriktir.
3. 22 Ekim'deki 100 baz puanlık faiz indirimi beklentisiyle bankacılık hisselerini (XBANK) ve ana holdingleri (SAHOL, KCHOL) öncelikli tut ve pozisyonunu koru.
4. Dolar/TL'de devalüasyon bekleme, aylık %1,6 – %1,7 bandındaki yatay-yukarı hareketi izle; VİOP ve forward kurlardaki primleri arbitraj fırsatı olarak değerlendir.
5. Euro/Dolar paritesinde Fransa krizi ve Fed baskısı nedeniyle Euro alma; Dolar lehine fiyatlamanın devam etmesini bekle.
📊 Detaylı Açıklama
Küresel piyasalarda ABD borsaları zirve seviyelerinde tutunurken teknoloji şirketlerindeki soru işaretleri ve tahvil faizlerindeki seyir ana gündem maddesi olmaya devam ediyor. ABD 10 yıllık tahvil faizleri %5,30-5,35 bandından %5,20 seviyelerine dengelense de Avrupa tarafında ciddi bir ayrışma yaşanıyor. Fransa'da bütçe ve tahvil krizinin derinleşmesi, Fransa tahvil faizleri ile Almanya tahvil faizleri arasındaki makasın tarihsel 50-60 baz puandan 140 baz puana kadar fırlamasına neden oldu. Fransa'nın gelişmekte olan bir ülke gibi fiyatlanması bölge için risk teşkil ederken, Euro/Dolar paritesinde de Euro aleyhine, Dolar lehine bir baskı yaratıyor.
Yurt içinde fon soruşturmaları ve tasfiye süreçleri piyasanın gündemini meşgul etse de Borsa İstanbul üzerindeki baskının sonuna gelindiği görülüyor. Fonların portföylerindeki hisse senetlerinin büyük oranda elden çıkarıldığı, kalan satışların ise BIST 100 dışındaki yan tahtalarda taban serileriyle sınırlı kaldığı belirtiliyor. Bu süreçte BIST 100 endeksi 11.900 – 12.000 bandında güçlü bir taban oluşturma çabasında. Yukarı yönlü denemelerde 12.400 – 12.500 aralığı kısa vadeli direnç olarak öne çıkarken, günlük para girişlerinin eskisi gibi milyar liralar değil 60-100 milyon TL bandında kaldığı düşük hacimli yeni bir normale alışıldığı ifade ediliyor.
Endeksin uzun vadeli değerlemelerine bakıldığında 12 aylık konsensüs hedefinin 17.500 seviyesinde olduğu ve bunun mevcut seviyelere göre yaklaşık %44 getiri potansiyeli sunduğu vurgulanıyor. Tarihsel olarak son 5 yıllık süreçte endeks bazında %35-45 potansiyel görülen dönemlerin piyasada düşüşlerin bittiği ve bir taban oluştuğu evrelere denk geldiği hatırlatılıyor. Bu yüksek potansiyelin kendisi dahi yukarı yönlü bir katalizör yaratabilecek nitelikte; ancak fon tasfiyeleri netleşmeden çok yakın vadede sert bir yükseliş dalgası yerine dengelenme ve taban arayışının sürmesi bekleniyor.
Hisse ve sektör bazında para girişleri incelendiğinde bankacılık sektörünün belirgin şekilde öne çıktığı görülüyor. 22 Ekim Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısında 100 baz puanlık faiz indirimi beklentisinin sürmesi bankaları pozitif ayrıştırıyor. Temmuz sonundan bu yana endekse göre %21-22 daha iyi getiri sunan bankacılık endeksinin önümüzdeki 1-2 aylık periyotta da güçlü kalacağı öngörülüyor. Günlük para girişlerinde bankalarla birlikte Sabancı Holding ve Koç Holding dikkat çekerken, sanayi tarafında Anadolu Efes, Şişecam, Ülker ve Ereğli hisselerine de düzenli girişler gözlemleniyor.
Döviz tarafında devalüasyon beklentileri kesin bir dille reddediliyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın brüt rezervlerinin 170 milyar doların üzerinde seyretmesi, 6 haftalık rezerv kullanımının ardından son haftada rezervlerin yaklaşık 4 milyar dolar artış göstermesi ve reel pozitif faiz ortamı kur şoku riskini ortadan kaldırıyor. Dolar/TL'nin aylık %1,6 – %1,7 bandındaki istikrarlı eğilimini koruyacağı tahmin edilirken; VİOP vadeli kontratları ve forward kurların beklenen seviyelerin üzerinde işlem görmesinin piyasada arbitraj fırsatı yarattığına dikkat çekiliyor.
Önümüzdeki günlerin makro ajandasında ABD'den gelecek TÜFE ve ÜFE verileri kritik öneme sahip. Manşet enflasyonda %3,5 üzerine çıkış ve çekirdek verilerde artış beklentisi, Fed'in sıkı duruşunu destekleyebilecek unsurlar olarak görülüyor. Bu verilerin etkisiyle ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin önümüzdeki süreçte %5,50 ve üzerine çıkabileceği öngörülüyor. Ancak cari fazla verilen ve cari açığın milli gelire oranının %3 seviyesinde seyrettiği mevcut Türkiye makro dengeleri gereği, küresel faiz artışlarının iç piyasaya doğrudan negatif bir şok yaratması beklenmiyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Konuşmacının analizi, Borsa İstanbul için aceleci bir ralli hevesi yerine rasyonel bir konsolidasyon ve taban oluşumu sürecine işaret ediyor. 12 aylık vadede sunulan %44'lük getiri potansiyeli piyasanın iskontolu olduğunu açıkça ortaya koysa da fon tasfiye süreçlerinin yarattığı likidite çekilmesi ve düşük para girişleri kısa vadeli bir patlamayı sınırlıyor. Dolayısıyla konuşmacının ana tezi, piyasanın 11.900 – 12.000 bandında dip arayışını tamamlamasını beklemek ve bu bölgede paniğe kapılmadan orta vadeli pozisyonları korumaktır.
Fransa tahvillerindeki faiz farkının 140 baz puana fırlaması ve ABD 10 yıllıklarının %5,50 seviyelerini hedeflemesi küresel risk iştahını baskılarken, Dolar lehine fiyatlamanın bir süre daha ana tema olacağını gösteriyor. İç tarafta ise devalüasyon riskinin bertaraf edilmiş olması, rezervlerin toparlanması ve cari fazlanın varlığı TL varlıklar için koruyucu bir kalkan vazifesi görüyor. Bu konjonktürde 22 Ekim'deki olası TCMB faiz indirimi, bankacılık sektörünü endeksin taşıyıcı kolonu haline getirmeye devam edecektir. Ancak endeks dışı yan hisselerdeki fon satışlarının getirdiği likidite riskine karşı yatırımcıların oldukça temkinli kalması şarttır.
Bu piyasa kurgusu, kısa vadeli vur-kaç arayışındaki spekülatörler için düşük hacim ve yatay bant nedeniyle oldukça yıpratıcı bir döneme işaret ederken; döngüsel toparlanmayı hedefleyen sabırlı yatırımcılar için birikim zemini hazırlıyor. Kapanış stratejisi olarak; 11.900 üzerinde tutunan BIST 100'de faiz indirim döngüsünden doğrudan faydalanacak bankalar ve nakit akışı güçlü ana holdinglerde kademeli biriktir, taban serisi yaşayan tasfiye hisselerinden uzak dur, dövizde ani sıçrama beklemek yerine VİOP'taki primli fiyatlamalar ve TL mevduat/para piyasası getirisi üzerinden portföy dengesini koru yaklaşımı en makul pozisyonlanmadır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.