Borsa Ve Fonlarda Türbülans! Tasfiye Süreci Nasıl Olacak? | Erol Polat & Semih Sakallı
Mesele Ekonomi · 2026-09-17
💡 Hızlı Bilgi
1. Tasfiye sürecine giren ve sığ hisselere gömülen serbest fonlardan uzak dur; taban serileriyle ana para kaybı kaçınılmaz olduğu için ALMA.
2. Fiktif getiri mekanizmasıyla suni olarak şişirilen hisseleri (Katılımevim, Odin vb.) bu seviyelerden ALMA; gerçek piyasa değerine sert düşüş sürecek.
3. Büyük bankaların iştiraki olan standart para piyasası fonlarında toksik varlık olmadığı için panik satış yapma; pozisyonda BEKLE.
4. TP2 ve benzeri sorunlu para piyasası fonlarında kalan yatırımcılar için nakde dönüş süreci uzayacak; panik yapmadan tasfiye takvimini BEKLE.
5. Tasfiye edilen fonların nakit yaratmak amacıyla satmak zorunda kalacağı likit hisselerde (Aselsan vb.) geçici baskı oluşabilir; acele alım yapma, durulmasını BEKLE.
6. Likidite adımlarıyla toparlanan bankacılık endeksinde tabanın oturmasını izle; yeni pozisyon açmak için türbülansın geçmesini BEKLE.
7. Borsa genelinde orta-uzun vade için köpüğün temizlenmesi olumlu olsa da kısa vadede dalgalanma yüksek kalacak; agresif risk alma, BEKLE.
8. Fed'in sürpriz faiz artışı sermaye girişlerini zorlaştırabileceğinden, küresel likidite koşulları netleşene kadar piyasada temkinli kal ve BEKLE.
📊 Detaylı Açıklama
Piyasalarda yaşanan fon türbülansının ardından Finansal İstikrar Kurulu, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası ve SPK koordineli müdahalelerde bulundu. Bu hamlelerin en kritik ayağını bankaların borçlanma limitlerinin esnetilerek likiditeye erişimlerinin rahatlatılması oluşturdu. Likidite sermaye piyasalarının oksijeni niteliğinde olduğundan, bankacılık sistemine sağlanan bu esneklik krizin bankacılık sektörüne doğrudan bulaşmasını engelledi ve banka hisselerinde gelen toparlanmayla endeksin genelinde ilk şokun atlatılması sağlandı.
SPK, piyasada manipülatif işlemler yaptığı belirlenen 7 portföy yönetim şirketinin tüm fonlarını TEFAS işlemlerine kapattı ve bünyelerindeki 130 fon için resmen tasfiye süreci başlattı. Bunun yanı sıra onlarca portföy yöneticisine iki yıl süreyle piyasada işlem yapma yasağı getirildi. Katılımevim, Gün Doğdu Gıda, Odin Yazılım ve Destek Finans gibi hisselerde organize şekilde suni fiyat oluşturan yöneticilere yönelik bu sert adli ve idari yaptırımlar, safranın atılması ve piyasanın temizlenmesi açısından kaçınılmaz bir müdahale olarak öne çıktı.
Tasfiye sürecinin her fon türünde aynı işlemeyeceğinin altı çiziliyor. Bir fon tasfiyeye girdiğinde portföyündeki varlıklar satılır, alacaklar tahsil edilir, borç ve giderler ödendikten sonra kalan bakiye pay sahiplerine dağıtılır. Devlet tahvili veya ters repo gibi nakde dönmesi kolay enstrümanlar taşıyan standart para piyasası fonlarında süreç daha az hasarla ve görece hızlı tamamlanabilir. Ancak bünyesinde satışı imkansız sığ hisseler barındıran serbest fonlarda tasfiye satışları başladığında alıcı bulunamayacağı için ana paradan ciddi kayıplar yaşanması kaçınılmaz görülüyor.
Krizin temelinde yatan saadet zinciri benzeri yapı "pay karşılığı repo" mekanizmasıyla inşa edildi. İlgili fonlar, dolaşımdaki payı oldukça düşük olan şirketlerin hisselerini toplayarak tahtadaki likiditeyi kesti ve ufak sermayelerle hisse fiyatlarını 160 F/K gibi astronomik seviyelere tırmandırdı. Şişen bu hisseler repo işlemlerinde teminat gösterilerek borç alındı ve fonlara yapay, fiktif bir getiri yazdırıldı. Sistem tersine döndüğünde ise bu hisselere piyasada talep gelmeyeceği için sat tuşuna basıldığı an taban serilerinin başlaması ve yapay değerin hızla erimesi bekleniyor.
Sistematik riskin büyümesini önlemek amacıyla kamu kurumlarının devreye girdiği görülüyor. Özellikle krizin merkezindeki Katılımevim gibi şirketlerin finansal sisteme ve katılım bankacılığı sektörüne zarar vermesini engellemek için Emlak Konut benzeri kamu iştiraklerinin devreye girerek bu varlıkları devralması seçeneği masada tutuluyor. ABD'deki Silikon Vadisi Bankası krizinde olduğu gibi, bulaşma riskini sınırlandırmak adına kamu gücünün devreye sokulması likidite şokunun piyasaya yayılmasını önlemede kritik bir tampon görevi görüyor.
Tasfiye sürecinin Borsa İstanbul geneline en büyük yan etkisi kaliteli ve likit hisseler üzerinde oluşacak satış baskısıdır. Fon yöneticileri, ellerindeki taban olan ve satılamayan sığ hisseleri elden çıkaramadıkları için nakit yükümlülüklerini karşılamak adına portföylerindeki Aselsan gibi derinliği olan sağlam şirket paylarını satmak zorunda kalacak. Bu durum, olayla hiçbir ilgisi olmayan BIST 30 şirketlerinde dahi geçici bir fiyat baskısı ve dalgalanma yaratacak.
Büyük mevduat bankalarına ait para piyasası fonları ile krize batan butik fonların kesinlikle birbirine karıştırılmaması gerekiyor. İş Portföy, Ak Portföy, Garanti veya Yapı Kredi gibi kurumların fonlarındaki ters repoların karşılığı Hazine bonoları, devlet tahvilleri veya yüksek güvenilirlikli kurumsal borçlanma araçlarıdır. Dolayısıyla bu fonlarda toksik varlık bulunmadığından yatırımcıların panik yapıp varlıklarını satmalarını gerektirecek bir durum yoktur; yaşanan kısa vadeli gecikmeler tamamen sektör genelindeki takas yoğunluğundan kaynaklanmaktadır.
TEFAS tarafında 13:30 valör saati ve TLY gibi fonlarda takas kurallarının değiştirilmesi ciddi bir operasyonel belirsizlik doğurdu. Belirli fonlarda günlük fiyat açıklamasının kaldırılarak ayın 15. iş gününe ötelenmesi ve ödemelerin 10 iş günü sonraya bırakılması, satış emri veren yatırımcıların paralarını ancak ay sonuna doğru ve henüz bilinmeyen bir fiyattan tahsil edebileceği anlamına geliyor. Bu durum, fonlardaki parasını kısa vadeli borç ödemesi veya ticari nakit akışı için kullanmayı planlayan yatırımcılar üzerinde ek faiz yükü ve finansal sıkışıklık yaratıyor.
Makro tarafta ise faturanın bir kısmının kamuya kalacak olması borçlanma ve bütçe dengeleri üzerinde baskı oluşturabilir. Para piyasası fonlarına olan güvenin sarsılması halinde yerli yatırımcının yeniden dövize yönelme riski bulunuyor. Üstelik Fed'in beklenmedik faiz artışı küresel likiditeyi daraltarak gelişmekte olan piyasalara yabancı fon akışını zayıflatabileceğinden, Borsa İstanbul'daki bu türbülansın temizlenmesi ve piyasanın toparlanması tahmin edilenden daha uzun bir zamana yayılabilir.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Sermaye Piyasası Kurulu ve ekonomi yönetiminin 7 fon şirketine ve 130 fona yönelik başlattığı tasfiye kararı, her ne kadar zamanlama açısından gecikmiş bir hamle olsa da piyasanın kangren haline gelen safrasını kesip atması bakımından son derece doğru ve gereklidir. Piyasa değerleri şirket bilançolarıyla açıklanamayacak seviyelere ulaşan, pay karşılığı repo kurnazlığıyla şişirilen ve yapay getiri üreten bu yapıların çökmesi kaçınılmaz bir sonuçtu. Otoritenin banka borçlanma limitlerini genişleterek ve kritik noktalarda kamuyu tampon olarak kullanarak gösterdiği reaksiyon, krizin bankacılık sistemine sıçramasını engelleyerek felaketin büyümesinin önüne geçmiştir.
Küçük yatırımcı cephesinde ise finansal okuryazarlık eksikliğinin faturası maalesef çok ağır bir şekilde ödenmektedir. Aylık %1 daha fazla getiri elde edebilmek uğruna risk skoru 1 veya 2 görünen ancak arkasında son derece sığ hisse teminatları barındıran enstrümanlara şuursuzca yönelmek rasyonel bir yatırım tercihi değildir. Sosyal medyadaki manipülatif odakların pompalamasıyla FOMO etkisine kapılan yatırımcılar, serbest fonlar tarafında taban serileriyle ana paralarını önemli ölçüde kaybedecek; para piyasası fonlarında ise likidite kilidi nedeniyle haftalarca paralarına ulaşamayarak ticari nakit akışlarını riske atacaklardır.
Borsa İstanbul üzerindeki bulaşma riski kısa vadede göz ardı edilmemelidir. Portföy yönetim şirketlerinin temerrütleri kapatabilmek ve nakit yükümlülüklerini yerine getirebilmek adına portföylerindeki BIST 30 hisselerini satmak zorunda kalmaları, endeks üzerinde geçici bir likidite tahribatı yaratacaktır. Ayrıca butik portföy yönetim şirketlerine duyulan güvenin kırılması, sektörde bir konsolidasyonu zorunlu kılabilir. Ancak orta ve uzun vade perspektifinden bakıldığında, köpüğün ve manipülatif yapıların tasfiye edilmesi yabancı kurumsal sermayenin aradığı adil fiyatlama zeminini hazırlayacaktır.
Mevcut piyasa ortamında pozisyonlanma tamamen temkinli kalmak ve savunmada beklemek üzerine kurulmalıdır. Şaibeli hisselerden ve tasfiyeye uğrayan portföy yönetim şirketlerinin ürünlerinden kesinlikle uzak durulmalı (ALMA); büyük mevduat bankalarının güvenli para piyasası fonlarında olan tasarruflar ise panik satışına kurban edilmeden yerinde tutulmalıdır (BEKLE). Borsada ise likidite tasfiyelerinin sağlam hisselerde yaratacağı baskının sona ermesi ve Fed kaynaklı küresel faiz belirsizliğinin dağılması beklenmeli, yeni alımlar için agresif davranılmayarak piyasanın oturması izlenmelidir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: Mesele Ekonomi