Başkan Erdoğan'dan: Tekno Oligarkların Hedef Kitlesini Gençlerimiz Oluşturuyor | A Haber
A Haber · 2026-10-10
💡 Hızlı Bilgi
1. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyeti'nin 75. kuruluş yıl dönümü programında gençleri hedef alan küresel "tekno-oligarklar" ve asimetrik kültürel tehditlere karşı sert uyarılarda bulundu.
2. Dijital platformları yöneten yeni nesil elitlerin hedonizmi ve ırkçılığı körüklediğini belirten Erdoğan, okullarda yaşanan son müessif hadiselerin bu zihniyetin ürünü olduğunu açıkladı.
3. Teknoloji tahakkümüne ve kültürel dayatmalara karşı temel güvencenin "Teknofest gençliği" ile milli-manevi değerlere bağlı "İlim Yayma gençliği" olacağı vurgulandı.
4. Cemiyetin güncel kurumsal gücünün 192 şube, 153 yurt ve 122 eğitim merkezine ulaştığı kamuoyuyla paylaşıldı.
5. Kuruluşundan 6 gün sonra Türkiye'nin ilk imam hatip okulunu açan cemiyetin, 100'den fazla imam hatip lisesinin inşasına katkı sağlayarak eğitim tarihindeki kritik rolü teyit edildi.
📊 Detaylı Açıklama
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da düzenlenen İlim Yayma Cemiyeti’nin 75. kuruluş yıl dönümü buluşmasında kapsamlı bir konuşma gerçekleştirerek Türkiye'nin eğitim geçmişi, sivil toplum hafızası ve geleceğin dijital tehditlerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Erdoğan, konuşmasında yapay zeka ve dijitalleşmenin hız kazandığı günümüz dünyasında kendisini diğer insanlardan üstün gören "tekno-oligarkların" ortaya çıktığına dikkat çekti. Dünyayı keyiflerince hareket edebilecekleri bir alan olarak gören bu küresel elitlerin doğrudan gençleri hedef aldığını belirten Erdoğan; ırkçılığı körükleyen, hedonizmi teşvik eden ve hiçbir kural tanımayan bu zihniyetin okullarda son dönemde yaşanan üzücü hadiselerde de etkisini gösterdiğini ifade etti.
Dijital tekellerin insanı, tabiatı ve hatta uzayı metalaştıran tahakkümcü politikalarına karşı en büyük kalkanın "Teknofest kuşağı" ve "İlim Yayma gençliği" olacağını söyleyen Erdoğan; teknolojiyi dışlamak yerine, onu vicdan, insanlık ve ahlak temelinde üreten nesillerin yetiştirilmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Mehmet Akif Ersoy’un "Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı / Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı" dizelerine atıfta bulunarak, köklerden kopmadan modern çağın imkanlarıyla donanmanın temel ilke olduğunu vurguladı.
1951 yılında kurulan İlim Yayma Cemiyeti'nin tarihinin doğrudan Türkiye'nin var olma ve demokrasi mücadelesiyle özdeşleştiğini dile getiren Erdoğan; Lozan'da vakıf mallarını savunan Senihüddin Başak, Kuvay-i Milliye kahramanı General Ömer Cemal Karabekir ve İstiklal Madalyası sahibi Albay Vehbi Bilimer gibi kurucu isimlerin fedakarlıklarını hatırlattı.
Tek parti dönemindeki dini ve kültürel baskılara değinen Erdoğan, Kur'an eğitiminin yasaklandığı ve Elif-ba kitaplarının suç aleti sayıldığı bir devrin ardından cemiyetin milletin üzerine doğduğunu söyledi. Cemiyetin, kuruluşunun hemen altıncı gününde (17 Ekim 1951) Türkiye'nin ilk imam hatip okulunu açtığını ve ilerleyen süreçte 100'den fazla imam hatip lisesinin inşasına öncülük ederek eğitimi Anadolu sathına yaydığını kaydetti.
75 yıl önce 68 gönüllü şahsiyetin ektiği tohumların bugün devasa bir yapıya dönüştüğünü belirten Cumhurbaşkanı, cemiyetin hâlihazırda 192 şube, 153 öğrenci yurdu ve 122 eğitim merkeziyle milyonlarca gence ulaştığını bildirdi. Ayrıca İlim Yayma Vakfı ve Sabahattin Zaim Üniversitesi aracılığıyla temel eğitimden akademik basamaklara kadar kesintisiz bir destek ağı oluşturulduğunu ifade etti.
İnsan yetiştirmenin uzun soluklu ve sabır gerektiren bir süreç olduğunu hatırlatan Erdoğan, bugünün dünyasında küresel kültür dayatmalarına ve asimetrik tehditlere karşı milli kimliğin korunması gerektiğini belirtti. Gençlerin bilim, teknoloji, kültür ve sanatta kendi medeniyet kodlarından beslenerek dünyaya yön vermesi hedefinin altını çizdi.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "tekno-oligarklar" kavramı üzerinden geliştirdiği söylem, hükümetin teknoloji politikasını yalnızca ekonomik ve savunma sanayii odaklı bir araç olarak değil, doğrudan bir milli güvenlik ve egemenlik meselesi olarak konumlandırdığını gösteriyor. Küresel algoritma tekellerinin yerel kültürler ve genç dimağlar üzerindeki çözücü etkisine karşı devletin sivil toplum eliyle bir kültürel savunma hattı inşa etme arzusu bu konuşmayla somutlaşmıştır.
Konuşmada okullarda meydana gelen son disiplin ve şiddet olaylarının doğrudan hedonizm, ırkçılık ve dijital içerik dayatmalarıyla ilişkilendirilmesi, önümüzdeki günlerde Milli Eğitim Bakanlığı ve ilgili kurumlar nezdinde dijital platformlara, okul içi akıllı cihaz kullanımına ve sosyal medya denetimlerine yönelik yeni düzenlemelerin gündeme gelebileceğine işaret ediyor. Ailelerin ve eğitim kurumlarının bu asimetrik kültürel akımlara karşı daha proaktif tedbirler alması hedeflenmektedir.
Erdoğan'ın "İlim Yayma" ile "Teknofest" kavramlarını aynı potada eritmesi, geleneksel muhafazakar taban ile dijital-teknolojik dönüşüm arasındaki mesafeyi kapatma stratejisidir. Ancak buradaki temel risk ve sınır, küresel ölçekte son derece hızlı ve cazip olan dijital tüketim kültürünün, genç nesillerde salt ahlaki ve manevi telkinlerle ne ölçüde dengelenebileceğidir. Yerli içerik ve dijital alternatifler güçlü alternatif mecralar sunamadığı sürece bu söylemin pratik sahadaki etkisi sınırlı kalabilir.
Sonuç olarak bu açıklama, Türkiye'nin eğitim ve sivil toplum ajandasında "değerler eğitimi" ile "yüksek teknoloji üretimi" sentezinin devlet eliyle daha fazla finanse edileceğini ve destekleneceğini gösteriyor. Kurumlar, vakıflar ve eğitim politikası yapıcıları açısından izlenecek net strateji; gençleri küresel dijital dünyadan soyutlamak yerine, kendi manevi kimliğini koruyan yerli yazılım, yapay zeka ve teknoloji üreticisi kadroları yetiştirmeye hız vermek olacaktır.
Kanal: A Haber