Avrupa'da Sokaklar Alev Alev Yanıyor! Avrupa'daki Eylemleri İsrail Mi Tetikledi? | A Haber
A Haber · 2026-10-24
💡 Hızlı Bilgi
1. Fransa'da Paris başta olmak üzere Marsilya ve Lille gibi kentlerde yüz binlerce kişinin katıldığı gösterilerde şiddet, yağma ve polis müdahalesi yaşandı.
2. İtalya'da başkent Roma, Milano ve Torino gibi önemli merkezlerde hayat pahalılığı ve yeniden silahlanmaya karşı hükümet karşıtı protestolar düzenlendi.
3. Uzmanlar Avrupa sokaklarındaki protestoların arkasında ekonomik kriz, enerji darlığı ve bütçe kesintilerinin yanı sıra aşırı sağın tırmandırılması planı olduğunu öne sürdü.
4. Tartışma programında, İsrail'in izlediği politikaları eleştiren Avrupalı liderleri ve hükümetleri zayıflatmak için istihbarat yapıları aracılığıyla sokak olaylarını fonladığı iddia edildi.
5. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un protestoları durdurmak yerine aşırı sağın önünü açacak bir kaos ortamını kasten yarattığı ve bu durumun ülkeyi 6. Cumhuriyet tartışmalarına götürebileceği belirtildi.
📊 Detaylı Açıklama
Fransa'da yaklaşık bir ay önce liselilerin ve gençlerin talepleriyle başlayan gösteriler dalga dalga tüm ülkeye yayıldı. Geride kalan haftalarda Paris'in merkezinde lüks mağazaların ve kamu binalarının bulunduğu bölgelerde büyük yağma olayları yaşanırken, Paris Emniyeti bu kez yürüyüş güzergahını şehrin dışına ve çevre yollarına kaydıran yeni bir strateji uyguladı.
Fransa İçişleri Bakanlığı ülke genelinde 5 binden fazla gözaltı yapıldığını duyururken, Paris'teki yürüyüşe 150 bin civarında kişi katıldı. Gösteri bittikten iki saat sonra polisin kalabalığın ana yollardan evlerine dağılmasına izin vermemesi büyük tepki çekti ve sokaklarda çatışmaların çıkmasına yol açtı.
Fransa'daki olayların arkasında aşırı sağcı Marine Le Pen'in iktidara hazırlanması için bir zemin yaratıldığına dair analizler paylaşıldı. Muhalefet lideri Jean-Luc Melenchon hükümet ile göstericilerin bilek güreşine girdiğini belirtirken, aşırı sağcı söylemlerin medya ekranlarında normalleştirilmesine karşı da büyük bir toplumsal tepki yükseldi.
İtalya'da da başkent Roma, Milano, Bologna, Floransa ve Torino kentlerinde geniş çaplı gösteriler düzenlendi. Geçen hafta Milano'da yaşanan yağma olayları bu hafta sıkı güvenlik önlemleri sayesinde tekrarlanmazken, Roma'da polisin izin vermediği noktalarda toplanan siyah tişörtlü gençlerin protestoları çatışmaya dönüştü.
İtalyan polisi, Başbakanlığa giden yollarda barikat kuran göstericilere göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile müdahale etti, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Kuzeydeki bu gösterilere ek olarak ülkenin güneyinde de çiftçiler artan akaryakıt fiyatlarına karşı traktörleriyle sokaklara döküldü.
Program konukları Avrupa genelindeki eylemlerin temelinde yatan ekonomik nedenleri tartıştı. Fransa ve diğer ülkelerde bütçelerin yetersiz kaldığı, emeklilik harcamalarının devlet bütçesini 436 milyar avro gibi devasa rakamlarla zorladığı ve gençlerin işsizlik ile geleceksizlik kaygısıyla sokaklara indiği vurgulandı.
Uzmanlar, Avrupa ülkelerinde seçim takvimlerinin yaklaşmasıyla birlikte sokakların her dört beş yılda bir kasıtlı olarak karıştırıldığını belirtti. Halkın refah devletinden güvenlikçi politikalara kaydığı, bu kargaşa ortamının ise oyları kaçınılmaz olarak aşırı sağ partilere taşıdığı ifade edildi.
Tartışmanın en çarpıcı başlığı, bu eylemlerin arkasında İsrail'in parmağı olup olmadığı sorusuydu. Konuklar, İsrail'in Ortadoğu'daki politikalarını eleştiren Avrupalı liderleri ve hükümetleri cezalandırmak veya zayıflatmak amacıyla istihbarat ve fonlama mekanizmaları üzerinden sivil toplum kuruluşları ile sendikaları yönlendirdiğini savundu.
Fransa'daki protestoların basit bir ekonomik tepkiyi aşarak isyana ve vandalizme dönüştüğü, belediye binalarının ateşe verildiği kaydedildi. Bu durumun Fransa'da mevcut 5. Cumhuriyet'in sonunu getirip 6. Cumhuriyet tartışmalarını tetikleyebileceği uyarısı yapıldı.
Son olarak, Amerika Birleşik Devletleri'nde yakıt fiyatları ve benzer ekonomik sıkıntılar yaşanmasına rağmen Avrupa'daki gibi sokak isyanlarının çıkmamasının, ABD'de iktidarın zaten istedikleri çizgide olmasından kaynaklandığı öne sürüldü. Buna karşılık Avrupa'da henüz tam olarak kontrol altına alınamamış yönetimlerin sokak baskısıyla hizaya getirilmek istendiği dile getirildi.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Avrupa'da art arda patlak veren sokak eylemleri, yalnızca yerel ekonomik krizlerin veya gençliğin hak arama mücadelesinin ötesinde okunmalıdır. Konuşmacıların da altını çizdiği gibi, bu protestolar kronikleşmiş bütçe açıkları ve refah devletinin çöküşü ile doğrudan bağlantılıdır ancak zamanlaması ve yayılma hızı yapay bir mühendisliğe işaret etmektedir.
Gelişmelerin en muhtemel siyasi sonucu, Avrupa genelinde milliyetçiliğin ve aşırı sağ akımların daha da güçlenmesidir. Sokaklardaki güvenlik kaygısı ve vandalizm görüntüsü, orta ve üst sınıfların tercihlerini sağ partilere kaydırmakta, bu da Fransa'da Marine Le Pen gibi figürlerin önünü açarak ülkeyi yeni bir siyasi rejimin eşiğine getirmektedir.
Bu süreçteki en büyük risk, protestoların kontrolden çıkarak kamu düzenini tamamen çökertmesi ve sivil darbe benzeri yönetim krizlerine yol açmasıdır. Hükümetlerin neoliberal politikaları sürdürmekte ısrar etmesi ve kitlelerin taleplerine somut çözümler üretememesi, bu riskleri her geçen gün daha da artırmaktadır ve bu durum istikrarsızlığı seven dış aktörler için elverişli bir zemin yaratmaktadır.
Sonuç olarak, bundan sonra yakından takip edilmesi gereken tek kritik gelişme, Fransa ve İtalya'daki hükümetlerin bu yoğun sokak baskısı karşısında geri adım atıp atmayacağı ve aşırı sağ blokların sonraki seçim sandıklarında iktidarı ele geçirip geçiremeyeceğidir; bu tablo tüm Avrupa Birliği'nin gelecekteki siyasi yönünü belirleyecektir.
Kanal: A Haber