Amiral Cihat Yaycı’dan ‘İsrail’ uyarısı: İlk onlar vuracak
GZT · 2026-10-21
💡 Hızlı Bilgi
1. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, seçim öncesinde Alman vakfı Friedrich Ebert Stiftung menşeli bir harita üzerinden yeni güvenlik doktrinini açıkladı.
2. Haritada Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan "Sünni Elmas" bloku olarak tanımlanırken İran merkezli Şii yapılar karşı kutba yerleştirildi.
3. Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan konusunda fikir ayrılığı yaşadıklarını ve Türkiye'nin Suriye'deki genişlemesini sınırlandırdıklarını belirtti.
4. Emekli Amiral Cihat Yaycı, İsrail'in Birleşik Arap Emirlikleri'ni paravan olarak kullandığını ve Türkiye sınırında YPG üzerinden uydu yapılar kurmak istediğini vurguladı.
5. Yaycı, olası bir doğrudan çatışmada Türk ordusunun kara gücüyle İsrail ordusunu kesin bir yenilgiye uğratacağını ifade etti.
📊 Detaylı Açıklama
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaklaşan erken genel seçimler öncesinde kamuoyuna yeni ulusal güvenlik doktrinini sundu. Bu sunumda kullanılan jeopolitik ittifak haritasının kökeni aslında İsrail üretimi değil. Harita ilk olarak Almanya merkezli Friedrich Ebert Vakfı tarafından Mayıs 2026 analizlerinde yayımlandı. Netanyahu bu çalışmayı doğrudan kendi askeri ve siyasi vizyonunun merkezine yerleştirdi. İsrail muhalefeti ise kullanılan haritaları yapay zekanın ücretsiz sürümüyle hazırlanmış basit taslaklar olarak niteleyip küçümsedi.
Haritanın en belirgin kurgusu, bölgeyi mezhepsel temelde iki kutba ayırması oldu. Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan "Sünni Elmas" adıyla tek bir blokta gösterildi. Buna karşılık İran, Yemen'deki Husiler, Lübnan Hizbullah'ı ve Gazze'deki Hamas düşman cephede konumlandırıldı. Emekli Amiral Cihat Yaycı, Türkiye Cumhuriyeti'nin mezhepsel ayrımlara dayalı böylesi bir ittifak tanımını asla kabul etmeyeceğini belirtti. Yaycı'ya göre bu şablon, hem bölgede yapay bir Sünni-Şii savaşı tetiklemeyi hem de hedef ülkelerin içindeki farklı mezhep gruplarını kışkırtmayı amaçlıyor.
Sunumdaki harita Filistin iç siyasetini de parçalı bir yapıda tasvir etti. Gazze'deki Hamas yönetimi İran eksenli düşman blokta gösterilirken, Batı Şeria yönetimi Sünni bloka yakın ve Tel Aviv ile uzlaşabilir bir alana yerleştirildi. Cihat Yaycı, bu tablonun klasik bir "böl ve yönet" taktiği olduğunu söyledi. Yaycı, Filistinlilerin toprak bütünlüğünü ve haklarını savunan Hamas'ın mezhep üzerinden İran uydusu gibi gösterilmesinin bilinçli bir propaganda oyunu olduğuna dikkat çekti.
Haritadaki renklendirme detaylarında İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin ortak blok olarak tanımlanması öne çıktı. Yaycı, yerli nüfusu yalnızca birkaç yüz bin olan Birleşik Arap Emirlikleri'nin tek başına Sudan, Etiyopya, Somali ve Libya'da operasyonel güç olamayacağını dile getirdi. BAE yönetiminin İsrail adına sahada Müslüman kimlikli bir paravan gibi hareket ettiğini aktardı. Sudan'daki ayrılıkçı Hızlı Destek Kuvvetleri ile Somali'den koparılmak istenen Somaliland ve Puntland bölgelerinin haritada doğrudan İsrail-BAE ortak etki alanında gösterilmesi bu tezi destekledi.
Netanyahu brifinginde Türkiye ile doğrudan bir askeri çatışmadan kaçınmak istediklerini fakat her türlü ihtimale karşı askeri hazırlık yürüttüklerini vurguladı. Trump ile Ankara yönetimi konusunda zıt düşündüklerini belirten İsrail Başbakanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan ifadeler kullandı. Ayrıca İsrail ordusunun Suriye sınırında vurduğu Ebu Zuhur hava üssü gibi hamlelerle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin güneye doğru etki alanını genişletmesini engellediklerini öne sürdü.
Suriye ve Irak hattındaki harita detayları Türkiye'nin sınır güvenliğine yönelik planları açık etti. Suriye'nin geneli Sünni etki alanında çizilirken, terör örgütü PKK/YPG denetimindeki sözde Rojava bölgesi ile Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetim İsrail'e müzahir yapılar olarak sınırlandırıldı. Yaycı, İsrail'in Türkiye'nin güney sınırında kendisine bağlı iki uydu kuşağı oluşturmak istediğini ve Suriye'yi kendi serbest operasyon alanı olarak gördüğünü açıkladı.
Doğu Akdeniz jeopolitiğinde ise daha önce bahsedilen bal peteği tarzı "altıgen ittifak" modeli teyit edildi. Haritada Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi doğrudan İsrail-BAE ittifakının doğal müttefikleri olarak gösterildi. Buna karşılık Libya sahasında dengelerin Türkiye lehine değiştiği vurgulandı. Daha önce tamamen BAE ve İsrail güdümünde olan darbeci Halife Hafter kanadının, Ankara'nın uyguladığı başarılı diplomasi sayesinde bu eksenden uzaklaşıp Türkiye ile temas kurduğu belirtildi.
Netanyahu'nun açıkladığı on maddelik doktrinde nükleer tekel arayışı, önleyici saldırı hakkı, yapay zekayla kamuoyu algısını yönetme ve sınır ötesi tampon bölgeler kurma hedefleri yer aldı. Golan Tepeleri ve Hermon Dağı'ndaki işgali kalıcı kılmak isteyen Tel Aviv, sınırlarında komşularının egemenliğini hiçe sayan hatlar planlıyor. Yaycı, İsrail'in psikolojik harp yürüterek yenilmezlik algısı yaydığını hatırlattı. Emekli Amiral, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bölgenin en donanımlı ve tecrübeli kara gücü olduğunu belirterek, cepheye girilmesi halinde Türk ordusunun İsrail güçlerini sahada hızla mağlup edeceğini sözlerine ekledi.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Netanyahu'nun kamuoyuna açıkladığı güvenlik doktrini, gerçek bir askeri planlamadan ziyade hem İsrail iç kamuoyunu konsolide etmeye yönelik bir seçim manevrası hem de bölgesel aktörleri mezhep ekseninde bölmeyi hedefleyen klasik bir psikolojik harp hamlesidir. Almanya'da aylar önce hazırlanan bir düşünce kuruluşu haritasını alıp yeni bir askeri doktrin gibi sunmak, Tel Aviv yönetiminin stratejik üretim kısırlığını ve algı yönetimini hakikatin önüne koyduğunu net biçimde gösteriyor.
Bölgeyi "Sünni Elmas" ve "Şii Hilali" gibi yapay etiketlerle iki düşman kampa ayırma çabası, İsrail'in kendi yalnızlığını perdeleme ihtiyacından kaynaklanıyor. Tel Aviv, Türkiye'yi Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile aynı mezhepçi torbaya koyarak Ankara'nın bağımsız, çok boyutlu ve ilkesel dış politikasını dar bir alana hapsetmek istiyor. Bu hamle, Türkiye ile İran arasındaki jeopolitik fay hatlarını derinleştirip iki bölgesel devi birbirine kırdırma hesabının tehlikeli bir yansımasıdır.
Cihat Yaycı'nın BAE-İsrail ortaklığına dair tespitleri sahadaki gerçeklerle örtüşüyor. Kızıldeniz çıkışından Doğu Akdeniz'e, Sudan'dan Somali'ye kadar uzanan kuşakta Abu Dabi'nin finansmanı ile Tel Aviv'in güvenlik ajandasının örtüştüğü sır değil. Ancak Türkiye'nin Hafter ile temas kurarak Doğu Libya'daki İsrail-BAE tekelini kırması, sahada kurulan masa başı oyunların doğru diplomatik hamlelerle bozulabileceğini kanıtladı. Yaycı'nın işaret ettiği en büyük risk ise Suriye'nin kuzeyinde İsrail koruması altına girmeye hevesli terör koridoru girişimidir.
Bundan sonraki süreçte yakından takip edilecek kritik gelişme; Donald Trump'ın Beyaz Saray'a dönmesiyle birlikte Washington-Tel Aviv-Ankara üçgeninde Suriye sahasının nasıl şekilleneceğidir. Netanyahu'nun Suriye'deki Türk varlığını tehdit olarak niteleyen söylemlerinin, Fırat'ın doğusundaki terör unsurlarına İsrail desteği olarak dönüp dönmeyeceği bölgedeki yeni çatışma dinamiklerini belirleyecek ana faktör olacaktır.
Kanal: GZT