Alaattin Aktaş: Fiyatlama Davranışları Önümüzdeki Dönemde Daha da Bozulursa Şaşırmamak Gerekiyor!
CNBC-e · 2026-09-28
💡 Hızlı Bilgi
1. TCMB faiz kararı için acele indirim bekleme; fon krizi ve fiyatlama bozulması nedeniyle ekim toplantısında pas geçilmesini bekle.
2. Faiz indirimi gelirse yarım puanlık adımı zayıf gör; Merkez Bankası'nın en az 100 baz puan yapması veya hiç yapmayarak beklemede kalması gerekir.
3. Dövizde (Dolar/TL) kısa vadede sert kopuş ve patlama bekleme; mevcut ekonomi politikası sürdükçe kur kontrollü ve sınırlı artacaktır.
4. Dolar/TL'de 2026 sonu 51 TL ve 2027 sonu 60 TL beklentilerini makul gör; kur atağı senaryolarına mesafeli dur.
5. TL mevduat pozisyonunu koru; faiz indirimi gelse dahi fonlardan çıkan paranın mevduatta kalmaya devam etmesi bekleniyor.
6. Enflasyon için iyimser hedefleri satın alma; yıl sonunda %30 altı seviyeleri bekleme, %31–32 bandını baz al.
7. Hazine sabit faizli uzun vadeli tahvillerinde yüksek maliyet baskısını izle; %35–%38,8 bandındaki borçlanmaların kamu üzerindeki riskini gözet.
8. Brent petrolde jeopolitik risklerle 106–108 dolar aralığını izle; enerji maliyetlerinin enflasyon baskısını artıracağını hesapla.
📊 Detaylı Açıklama
Alaattin Aktaş, Hazine'nin 8–9 ve 10 yıl vadeli ihalelerde %35 civarında sabit faizle borçlanmasını ciddi bir tutarsızlık ve risk kaynağı olarak değerlendiriyor. Resmi Orta Vadeli Program hedeflerine göre enflasyonun birkaç yıl içinde tek haneye (%9–10) ineceği öngörülürken, Hazine'nin uzun yıllar boyunca %35 sabit faiz ödemeyi taahhüt etmesi, ekonomi yönetiminin kendi hedeflerine olan güvensizliği veya mevcut nakit sıkışıklığı nedeniyle çaresizce bu maliyete razı olduğunu gösteriyor. Aktaş, Hazine bir şirket olsaydı bu reel borç yükü altında batacağını, ancak devletin borcu çevirmek için daha fazla borçlanacağını ve bunun geleceğe ötelenen çok ağır bir faiz yükü yarattığını ifade ediyor.
TCMB'nin yaklaşan faiz patikasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aktaş, piyasalardaki erken indirim beklentilerine karşı temkinli durulması gerektiğini savunuyor. JP Morgan gibi kurumların ekim ve aralık aylarında 100'er baz puanlık indirim öngörülerine rağmen, Türkiye'de patlak veren fon krizinin sadece tasarruf sahiplerini değil, toplumun genel ekonomik güvenini ve fiyatlama davranışlarını bozduğunu vurguluyor. Fonlardan çıkan paranın mevduata sığındığını belirten Aktaş, yapılacak erken veya hatalı bir faiz indiriminin mevduattan para çıkışını tetikleyebileceği riskine dikkat çekiyor. Bu nedenle Merkez Bankası'nın ekim toplantısını pas geçme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu ve beklemede kalması gerektiğini dile getiriyor.
Faiz indirimi senaryolarını detaylandıran Aktaş, yarım puanlık (50 baz puan) göstermelik indirimlerin piyasaya ve reel sektöre hiçbir fayda sağlamayacağını, aksine olumsuz algı yaratacağını belirtiyor. Böyle bir adımın "kerhen yapılmış" izlenimi uyandıracağını söyleyen analist, Merkez Bankası'nın ya hiç indirime gitmeyip pas geçmesi ya da ortam gerçekten uygunsa en az 100 baz puanlık net bir indirim yapması gerektiğini aktarıyor. Küresel piyasalarda ABD tahvil faizlerinin yükseldiği ve Avrupa Merkez Bankası'nın enflasyon beklentilerini yukarı revize ettiği bir konjonktürde, gelişmekte olan ülkelerin faiz indirim alanının daraldığını da ekliyor.
Enflasyon tarafında eylül ve ekim aylarına yönelik somut veri analizleri paylaşılıyor. Eylül ayı için aylık TÜFE artışının %2,20–%2,40 aralığında gerçekleşmesini bekleyen Aktaş, yıllık enflasyonun %30'un altına inmesinin mümkün olmadığını ve %31–32 seviyelerinde yapışkan kalacağını belirtiyor. Yıl sonu için de benzer şekilde %30 altı gerçekleşmeleri gerçekçi bulmuyor. 2026 yılı için başlangıçta konulan %16 hedefinden sapılarak %30 civarında bir orana gelinmesinin dezenflasyon programının hedeflerden uzak kaldığını kanıtladığını savunuyor.
Akaryakıt zamlarının enflasyon sepeti üzerindeki doğrudan ve dolaylı baskısı detaylandırılıyor. Eylül ayında benzine %11,5 ve motorine %15 civarında gelen zamların TÜFE'ye doğrudan yansımasının 0,35 ile 0,40 puan arasında olacağı hesaplanıyor. 1 Ekim itibarıyla Eşel Mobil sisteminin kaldırılmasıyla benzindeki ÖTV'nin 14 liraya fırlayacağını ve KDV etkisiyle birlikte litrede 10,40 TL'lik devasa bir zam oluşacağını belirten Aktaş, motorine de 3,60 TL zam geleceğini hatırlatıyor. Bu zamların ekim ayı enflasyonuna doğrudan 0,30–0,35 puan ilave yük getireceği ve lojistik maliyetler üzerinden diğer kalemleri de tetikleyeceği ifade ediliyor.
Döviz kuru ve Dolar/TL beklentileri hakkında konuşan Aktaş, kurda ani patlamalar veya kontrolsüz yükselişler bekleyenlerin yanılacağını söylüyor. Fitch'in 2026 sonu için 51 TL ve 2027 sonu için 60 TL olan tahminlerini değerlendiren yazar, Orta Vadeli Program'daki milli gelir projeksiyonlarından hesaplanan 2027 yılı ortalama 55 TL kur varsayımıyla bu rakamların örtüştüğünü belirtiyor. Mevcut ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadelede kuru çıpa olarak kullanmaya devam edeceğini, bu politika sürdükçe dolarda kısa ve orta vadede dramatik, kontrol dışı bir sıçramaya izin verilmeyeceğini vurguluyor.
Küresel piyasalar cephesinde Betül Yürük'ün aktardığı verilerle petrol ve tahvil piyasalarındaki stres irdeleniyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın müzakere teklifini reddetmesi ve Hürmüz Boğazı ile nükleer tesislere yönelik risklerin sürmesi sebebiyle Brent petrolün 106–108 dolar bandına tırmandığı aktarılıyor. Petrol fiyatlarındaki sert yükseliş ve ABD Hazine tahvil faizlerindeki artışın küresel hisse senedi piyasalarını baskıladığı, bu dış rüzgarların Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ve dezenflasyon sürecindeki ülkeler için ithal enflasyon riski yarattığı ifade ediliyor.
Son olarak kamu maliyesi ve borç stoku dinamikleri masaya yatırılıyor. Kamu borç stokunun Haziran 2025'teki 11,4 trilyon TL seviyesinden Temmuz 2026'da 15,46 trilyon TL'ye yükseldiği ve faiz ödemelerinin ana para artış hızını aştığı belirtiliyor. Aktaş ve Servet Yıldırım, borçlanma faizlerinin yıllık bileşikte %38,8'lere ulaşmasının bütçe üzerinde orta-uzun vadeli ciddi bir faiz prangası oluşturduğunu, 2027–2028 seçim takvimine yaklaşıldıkça mali disiplinin ve sıkı para politikasının gevşeme riski taşıdığını kaydediyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Programda Alaattin Aktaş'ın ortaya koyduğu makroekonomik çerçeve, piyasanın son dönemde aşırı iyimser fiyatladığı erken faiz indirimi beklentilerine karşı oldukça rasyonel bir şerh düşüyor. Hazine'nin 8–10 yıllık vadelerde %35 gibi çok yüksek bir sabit maliyetle borçlanıyor olması, piyasanın resmi enflasyon patikasına inanmadığının açık bir tescilidir. Enflasyonun %9'a düşeceği iddia edilen bir gelecekte %35 sabit kupon ödemeyi taahhüt etmek, dezenflasyon programının inandırıcılık açığını net biçimde ortaya koymaktadır. Aktaş'ın bu konudaki "çaresizlik veya enflasyon itirafı" tespiti, tahvil piyasasındaki derin yapısal soruna parmak basmaktadır.
Para politikası açısından konuşmacının pozisyonu kesin bir şekilde "bekle ve faiz indiriminde acele etme" yönündedir. Yabancı yatırım bankalarının peş peşe getirdiği indirim tahminlerine karşın, Aktaş'ın altını çizdiği "fiyatlama davranışlarındaki bozulma" ve "fon krizi kaynaklı güven erozyonu" TCMB'nin elini kolunu bağlamaktadır. Mevduat faizlerindeki olası bir erken gevşeme, sistemde zorlukla tutulan TL likiditesini yeniden dövize veya tüketime yönlendirme riski taşımaktadır. Dolayısıyla TCMB'nin en azından sonbahar aylarını pas geçerek mevcut sıkılığı koruması gerektiği tezi, finansal istikrar açısından en tutarlı strateji olarak öne çıkmaktadır.
Ekim ayında yürürlüğe girecek Eşel Mobil kaynaklı akaryakıt zamları (özellikle benzindeki 10 TL'yi aşan sıçrama), manşet enflasyondaki baz etkisinin sağladığı psikolojik rahatlamayı tamamen ortadan kaldıracaktır. Enerji maliyetlerindeki bu sıçrama ve küresel Brent petrolün 106–108 dolar seviyelerine tırmanması, yıl sonu TÜFE'nin %30 altına inme ihtimalini neredeyse imkansız kılmaktadır. Bu durum, hisse senedi piyasalarında faiz indirimi rallisi bekleyen yatırımcılar için ciddi bir değerleme riski oluşturmakta, şirket karlarının yüksek finansman maliyeti altında ezilmeye devam edeceğine işaret etmektedir.
Özetle; portföy yönetimi açısından bu dönem agresif büyüme varlıklarına (BIST genel endeksi, spekülatif hisseler) hücum etme dönemi değil, TL mevduat ve para piyasası enstrümanlarında kalarak yüksek risksiz getiriyle bekleme dönemidir. Döviz tarafında kontrollü kur politikası nedeniyle kısa vadede sert bir devalüasyon beklenmese de, Fitch ve OVP hedeflerine paralel ılımlı yukarı hareket sürecektir. Yatırımcıların erken faiz indirimi hikayelerine kapılmadan, enflasyondaki katılık ve bozulan fiyatlama davranışları neticesinde temkinli ve savunmacı kalması en sağlıklı pozisyonlanmadır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: CNBC-e