Veciz AI — YouTube videolarının yapay zekâ özetleri

Alaattin Aktaş: Borsadan Çıkışlar Yabancı Sermayenin Çıkışı Tanımına Giriyor!

CNBC-e · 2026-10-26

▶ Videoyu YouTube'da izle

💡 Hızlı Bilgi

1. Borsa İstanbul için ALMA; yabancı yatırımcı hisse satıp çıkıyor, şirketler iki yıl önceki seviyelerin altına inse bile yabancı gelmiyor.

2. Fon ve hisse senedi piyasasında BEKLE; Eylül ortasında patlayan fon krizinin reel sektöre vuracağı tsunami dalgası henüz kıyıya tam ulaşmadı.

3. Kredi ve büyüme tarafında BEKLE; politika faizi yüzde 36'ya inse de kredi muslukları kapalı tutuluyor, kredi kartı tavan faizi aylık yüzde 3,11'de sabit kaldı.

4. Aralık ayı faiz indirimi için BEKLENTİYE GİRME; Kasım ve Aralık aylarında enflasyon baz etkisiyle tekrar yükseleceği için yeni bir indirim ihtimali oldukça zayıf.

5. Uzun vadeli sabit faizli tahvilden UZAK DUR; 2035 vadeli kağıdın faizi sekiz ayda yüzde 29'dan yüzde 35'e fırladı, geleceği ipotek altına alan bu maliyet risk yaratıyor.


📊 Detaylı Açıklama

Merkez Bankası politika faizini yüzde 37'den yüzde 36'ya indirdi. Alaattin Aktaş bu adımı tamamen göstermelik olarak nitelendiriyor. İndirim ne vatandaşa ne sanayiciye nefes aldırdı. Kredi kartı ve kredili mevduat hesabı referans faizi aylık yüzde 3,11 seviyesinde çakılı kaldı. Borçlanan kesim bu indirimden tek kuruş fayda görmedi.

Merkez Bankası özel sektör tahvillerinin itfası için kullandırılacak kredileri büyüme sınırından muaf tuttu. Aktaş bu kararı yerinde bir bariyer olarak yorumluyor. Özel sektör vadesi gelen tahvillerini ödeyemezse piyasada domino etkisi başlayacaktı. Ancak bankaların kredi açarken çok seçici davrandığını söylüyor. Özel bankalar yanaşmazsa bu tahvil borcu yükünün tamamen kamu bankalarının sırtına kalacağını vurguluyor.

Aralık ayında faiz indirimi yapılması neredeyse imkansız görünüyor. Aktaş bilinen veriler üzerinden net bir tablo çiziyor. Geçen yılın son iki ayındaki çok düşük enflasyon oranları bu yıl yakalanamayacak. Bu yüzden yıllık enflasyon Kasım ve Aralık'ta yönünü tekrar yukarı çevirecek. Enflasyon tırmanırken Merkez Bankası'nın faiz indirmesi kendi politikasıyla çelişir. Ancak Ukrayna savaşı biter ve petrol 114 dolardan 90 dolara çakılırsa işler değişebilir.

Piyasayı sarsan fon krizinin asıl faturası henüz ödenmedi. Aktaş bu durumu kıyıya yaklaşan dev bir tsunamiye benzetiyor. Şirketler tahvillerini çeviremez ve konkordatolar artarsa kriz genele yayılacak. Sermaye Piyasası Kurulu nitelikli yatırımcı sınırını 10 milyon liradan 50 milyon liraya çıkardı. Aktaş bu sınır 100 milyon lira olsa bile insanların güvenip parasını yatırmayacağını belirtiyor.

Sanayici anketlerinde büyük bir kafa karışıklığı göze çarpıyor. Kötümserlerin oranı iyimserlerden 16,1 puan daha yukarıda çıktı. Buna karşın şirketlerin yüzde 55,6'sı üretimi kısıtlayan hiçbir faktör olmadığını söylüyor. Yüksek faizden yakınanların anketlerde mali imkansızlığı engel gösterme oranı sadece yüzde 9,1 seviyesinde kaldı. Aktaş piyasadan yükselen feryat ile anket sonuçlarının birbirini tutmadığını, bunun mantıklı bir izahı olmadığını söylüyor.

Yabancı sermaye tarafında görülmemiş bir çıkış yaşanıyor. 2026'nın ilk sekiz ayında Türkiye'ye 5,6 milyar dolar doğrudan yatırım girerken 2,5 milyar dolarlık yatırım tasfiye edildi. Gelen her 100 liranın neredeyse 45 lirası geri kaçtı. Aktaş bu tasfiyelerin önemli bir kısmının borsadan kaynaklandığını anlatıyor. Yüzde 10 yabancı payı olan şirketlerde hisse satışı istatistiğe doğrudan sermaye çıkışı olarak yazılıyor. Şirketlerin değeri döviz bazında iki yıl öncesinin bile altına düşmesine rağmen yabancı alım yapmıyor, arkasına bakmadan kaçıyor.

Hazine borçlanma cephesinde alarm zilleri çalıyor. Ocak ayında ihraç edilen 2035 vadeli tahvilin faizi yüzde 29 iken, Ağustos ayında aynı vadeli kağıdın faizi yüzde 35'i aştı. Aktaş sekiz ayda ödenen fazladan 6 puanlık faizin geleceğe konulan bir ipotek olduğunu söylüyor. Hazine borçlanmak için teklif edilen yüksek maliyete boyun eğiyor. Sabit faizle 10 yıl sonrasına bu kadar yüksek faiz taahhüt etmek yerine enflasyona endeksli araçların kullanılması gerektiğini savunuyor.

Küresel piyasalarda ise yapay zeka coşkusu ile borç krizi çatışıyor. Betül'ün New York'tan aktardığı bilgilere göre Anthropic şirketinin 16 Kasım'da yapacağı halka arz çip hisselerini uçurdu. Nvidia, Broadcom ve AMD prim yaptı. Ancak Elon Musk'ın borçla büyüyen 200'den fazla yapay zeka şirketinin batabileceği uyarısı piyasada baskı yarattı. Brezilya'da ise Lula'nın sürpriz seçim zaferi piyasaları sarstı; Bovespa endeksi yüzde 10'dan fazla çakılarak devre kesti.


🎯 Finans Uzmanı Yorumu

Alaattin Aktaş'ın aktardığı veriler Türk finansal sisteminde ciddi bir likidite sıkışmasına işaret ediyor. Merkez Bankası politika faizini kağıt üzerinde indirse bile kredi musluklarını sonuna kadar kısmış durumda. Ticari kredi büyümesindeki yüzde 2 sınırı ekonomiyi adeta boğuyor. Tahvil itfaları için getirilen kredi istisnası yangını söndürmez; sadece özel sektörün borç krizini yıl sonuna kadar erteler.

Borsa İstanbul tarafında kesinlikle alım iştahı yaratacak bir zemin yok. Şirket çarpanlarının ucuzlaması piyasanın yükseleceği anlamına gelmez. Yabancı yatırımcı hisse satıp doğrudan yatırımı tasfiye ederek ülkeden çıkıyor. Tasfiye oranının yüzde 44 seviyesine fırlaması, yabancının Türk varlıklarına güven duymadığını kanıtlıyor. Yerli yatırımcının serveti son iki ayda borsadaki yüzde 25 düşüşle erirken hisse senetlerinde aceleci alım yapmak büyük hata olur; pozisyon açmak yerine kenarda beklemek gerekir.

Hazinenin 2035 vadeli tahvilde yüzde 35 bileşik faize boyun eğmesi piyasanın dezenflasyon hikayesine inanmadığını gösteriyor. On yıllık bir vadede yüzde 35 faizi garanti etmek, enflasyonun uzun süre yüksek kalacağını kabullenmektir. Bu maliyet ilerleyen dönemde bütçe dengesini felç eder. Sabit getirili menkul kıymet yatırımcısı için uzun vadeli sabit kuponlu TL tahviller yüksek faiz riski taşır; portföyde sabit faiz yerine TÜFE'ye endeksli tahvillere ağırlık verilmelidir.

Özetle piyasa sinyalleri net bir savunma stratejisi emrediyor. Hisse senetlerinde "al" pozisyonu almak için hiçbir makro gerekçe bulunmuyor; fon skandalının reel sektöre sirayet etme riski sürüyor. Yatırımcıların borçlu şirket hisselerinden uzak durması, borsada yeni pozisyon açmak için acele etmemesi ve TL mevduat ya da enflasyon korumalı araçlarda kalarak piyasadaki tsunaminin yatışmasını beklemesi en rasyonel yaklaşımdır.


⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.

Kanal: CNBC-e