Adil Tek: Yağışlar Yarın Öğlene Kadar Devam Edecek | A Haber
A Haber · 2026-10-14
💡 Hızlı Bilgi
1. İstanbul genelinde metrekareye 200 kilogramı aşan rekor yağışlar kaydedildi; Beykoz 212 kg, Eyüpsultan 173 kg ve Sarıyer 166 kg seviyelerine ulaştı.
2. Olumsuz hava koşulları nedeniyle İTÜ, İstanbul Üniversitesi, Marmara ve Türk-Alman Üniversitesi dahil olmak üzere yaklaşık 10 üniversitede eğitime bir gün ara verildi veya dersler çevrim içine alındı.
3. Yağışlar Kadıköy Minibüs Caddesi, Ayazağa ve Şile Otoyolu başta olmak üzere birçok noktada su baskınlarına ve araçların sürüklenmesine yol açtı.
4. Meteoroloji uzmanı Adil Tek, sağanağın gece boyunca Anadolu Yakası ağırlıklı süreceğini ve yarın öğle saatlerinden itibaren kademeli olarak zayıflayacağını açıkladı.
5. Yağış sisteminin geceden itibaren Marmara'nın doğusu ile Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Zonguldak ve Bartın gibi Batı Karadeniz illerine kayarak taşkın riski oluşturacağı bildirildi.
📊 Detaylı Açıklama
İstanbul'da önceki geceden bu yana aralıklarla devam eden yağışlı hava dalgası, öğleden sonraki saatlerden itibaren Karadeniz üzerinden gelen kuvvetli akışla birlikte şiddetini olağanüstü düzeye çıkardı. Meteoroloji Mühendisi Adil Tek, Karadeniz yüzey suyu sıcaklıklarının 21-22 derece civarında seyretmesi ile kutup kökenli 13-14 derecelik soğuk hava dalgasının karşılaşmasının devasa bir nem yüklemesi yarattığını belirtti. Orta Akdeniz ve Ege üzerinden gelerek Marmara'ya yerleşen siklonik alçak basınç sistemi, Avrupa ve Sibirya'daki yüksek basınç alanlarının sıkıştırmasıyla sabit kalarak kenti saatlerce aralıksız vurdu.
Ölçülen yağış miktarları geçmiş dönem ortalamalarını geride bırakarak rekor seviyelere ulaştı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre metrekare başına Beykoz'da 212 kilogram, Eyüpsultan'da 173 kilogram, Sarıyer'de 166 kilogram, İTÜ Maslak yerleşkesinde 144 kilogram, Anadolu Feneri'nde 127 kilogram ve Büyükçekmece'de 114 kilogram yağış düştü. Kuzeyden ve kuzeydoğudan esen rüzgarın deniz üzerinde saatte 80-90 kilometre hıza ulaşması da fırtınanın yıkıcı etkisini belirginleştirdi.
Yoğun yağış ve fırtına nedeniyle İstanbul'daki yükseköğretim kurumları hızla tedbir kararları aldı. İlk ve orta dereceli okulların tatil edilmesinin ardından Marmara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nde yüz yüze eğitime bir gün ara verildi. Türk-Alman Üniversitesi, Medipol, Fatih Sultan Mehmet, Üsküdar, Beykoz ve Demiroğlu Bilim üniversitelerinin de dersleri çevrim içi ortama taşımasıyla birlikte tatil kararı alan üniversite sayısı yaklaşık 10'a ulaştı.
Saha bağlantısında A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, Kadıköy Minibüs Caddesi ile Suadiye, Kozyatağı ve Şenesenevler bölgelerinde yaşanan kriz tablosunu canlı yayında aktardı. Normalde 1,5 kilometrelik bir mesafenin araçla 40 dakikada aşılabildiğini, su yüksekliğinin insan bileğini geçtiğini ve araç lastiklerinin yarıya kadar suya gömüldüğünü ifade etti. Bölgedeki esnaf ve vatandaşlar kot altında kalan dükkanlarını korumak için kendi imkanlarıyla rögar kapaklarını açmaya ve tahliye yapmaya çalıştı.
Ayazağa Cendere yolu güzergahında araçların taşkın sularıyla sürüklendiği çarpıcı görüntüler ekrana geldi. Uzman Adil Tek, bu durumun yağış miktarının mutlak fazlalığından ziyade havza yapısından kaynaklandığını vurguladı. Ayazağa köyü ve Belgrad Ormanları'ndan inen geniş havzanın tek bir çıkış boğazına yönelmesi, derenin yapılaşma ve ıslah problemleri sebebiyle bu suyu taşıyamaması ve yüzey suyunun Kağıthane Deresi yatağına sağlıklı biçimde deşarj edilememesi taşkının ana sebebi olarak gösterildi.
Şile Otoyolu'nda göle dönen yolda çok sayıda aracın mahsur kalması üzerine değerlendirmelerde bulunan Tek, otoyolun Ömerli Barajı havzası ile Riva Deresi'ni besleyen çukur vadi tabanlarında yer aldığını hatırlattı. Çevre tepelerden gelen yüzey sularının doğal eğimle bu çukurluklarda birikmesi ve altyapı deşarj sistemlerinin bu debiyi karşılayamaması sonucu yolun ulaşıma kapandığı ve şehir sellerinin oluştuğu açıklandı.
İstanbul'un kuzey ve güney aksları arasındaki aşırı yağış farkı topoğrafik dinamiklerle izah edildi. Karadeniz'den kente giren soğuk ve nemli hava kütlelerinin Sarıyer, Beykoz ve Eyüpsultan gibi kuzey bölgelerdeki yükseltilere çarparak dikey yükselme (orografik etki) yaptığı, nem yükünün çok büyük kısmını bu kesimlere bıraktıktan sonra iç ve güney ilçelere daha az nemle ulaştığı kaydedildi.
Sistemin seyrine ilişkin paylaşılan meteorolojik projeksiyonlarda, bu yağışların gece boyunca özellikle Anadolu Yakası'nda şiddetini koruyacağı, yarın öğle saatlerinden itibaren kademeli biçimde sönümlenmeye başlayacağı bildirildi. Ancak yağışlı cephenin Marmara'nın doğusuna ve Batı Karadeniz'e doğru kayması bekleniyor. Yarın özellikle Kocaeli, Sakarya, Bolu, Düzce, Zonguldak, Bartın ve Karabük çevrelerinde benzer taşkın ve dere taşması risklerinin son derece yüksek olduğu uyarısı yapıldı.
🎯 Haber Analisti Yorumu
İstanbul'un karşı karşıya kaldığı son tablo, yaşanan afetin sadece meteorolojik bir istisna değil, doğrudan bir "kentleşme ve altyapı uyumsuzluğu krizi" olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Dört bir yanı denizlerle çevrili bir metropolde yüzey suyunun kıyılara sağlıklı şekilde aktarılamaması ve kentsel altyapının felç olması, kentin fiziki direncinin iklim gerçeğiyle örtüşmediğini belgeliyor. İklim krizine adaptasyon söylemleri kağıt üzerinde kalmış, kentsel mühendislik pratiği sınıfta kalmıştır.
Yaşanan felaketin ekonomik ve sosyal bilançosu derinleşecektir. Bodrum katlarındaki konutlar, kot altı dükkanlar ve otoyollarda sular altında kalan yüzlerce araç doğrudan hanehalkına ve KOBİ'lere ciddi bir maddi hasar yüklemektedir. Üniversitelerin ve okulların peş peşe kapanması, kentsel mobilitenin çökmesi üretkenliği baltalamakta; krizin merkez üssü haline gelen ilçelerde sigorta tazminatları ve kamusal onarım maliyetleri katlanarak artmaktadır.
Buradaki temel risk yönetimi zaafı, yetkililerin "dere yataklarının yapılaşmaya açılması" gerçeğiyle yüzleşmemesinde yatmaktadır. Ayazağa ve Şile örneklerinde görüldüğü üzere, suyun doğal akış yolları betonlaşma ve plansız yol projeleriyle tıkandığı sürece, yağmurun metrekareye 100 veya 200 kilogram düşmesi arasında sonuç açısından bir fark kalmamaktadır. Altyapı sistemleri hala 20-30 yıl önceki durağan yağış istatistiklerine göre tasarlanmakta; ani, dar alanlı ve şiddetli hücre yağışlarını tolere edebilecek hidrolojik deşarj kapasiteleri inşa edilmemektedir.
Sonuç olarak karar alıcılar için izlenmesi gereken acil eylem planı bellidir: "Bekle ve temizle" refleksinden çıkılarak kentsel havza bazlı radikal bir yeniden yapılandırmaya gidilmelidir. Dere koridorları üzerindeki tüm yapı baskısı kaldırılmalı, geçirimsiz beton yüzeyleri dönüştüren yeşil altyapı ve yağmur suyu drenaj tünelleri önceliklendirilmelidir. Vatandaşlar açısından ise "bana bir şey olmaz" yanılgısı terk edilmeli; erken uyarılar doğrultusunda riskli akslar hızla tahliye edilerek meteorolojik bültenlere harfiyen uyulmalıdır.
Kanal: A Haber