ABD'de Ara Seçim Bitince ABD İran'ı Vurur Mu? İran'dan Halka Nükleer Uyarısı I Gece Ajansı
A Haber · 2026-11-04
💡 Hızlı Bilgi
1. ABD'de kritik Kongre ara seçimlerinde oy verme işlemi tamamlanırken sandık çıkış anketleri seçmenin hayat pahalılığı ve benzin fiyatları nedeniyle öfkeli olduğunu gösterdi.
2. Tahran sokaklarına Donald Trump ve Binyamin Netanyahu'yu hedef alan ölüm tehdidi afişleri asıldı; İran televizyonu halka nükleer saldırıdan korunma rehberi yayınladı.
3. ABD Başkanı Trump, anketler aleyhine gelince İran'a acil saldırı planı olmadığını duyurdu ve İsrail'e yıllık yardımın kesileceğini açıkladı.
4. Seçim projeksiyonları Temsilciler Meclisi'nin Demokratlara geçeceğine, 35 sandalyenin yenilendiği Senato'da ise başa baş bir kilitlenme yaşanacağına işaret etti.
5. Uzmanlar, Trump'ın seçimde Kongre çoğunluğunu kaybetmesi durumunda Ocak ayındaki devir teslimden önce İran'a kapsamlı bir askeri harekata girişebileceğini bildirdi.
📊 Detaylı Açıklama
Amerika Birleşik Devletleri genelinde halk, Kongre'nin iki kanadını belirlemek üzere sandık başına gitti. Temsilciler Meclisi'nin 435 sandalyesinin tamamı, 100 üyeli Senato'nun ise üçte biri (35 sandalye) bu seçimde oylandı. Ayrıca 36 eyalette valilik yarışı gerçekleşti. Washington'dan bağlanan muhabir İrfan Sapmaz, oy verme işlemlerinin olaysız geçtiğini ancak seçmenin sandık çıkışlarında özellikle ekonomik tablodan şikayet ettiğini aktardı.
Associated Press ve NBC News tarafından yayınlanan ilk sandık çıkış verileri, Amerikan kamuoyunun genel ruh halini ortaya koydu. Seçmenlerin yaklaşık dörtte üçü ülkenin gidişatından memnun olmadığını veya öfkeli olduğunu söyledi. Katılımcıların yüzde 66'sı Donald Trump'ın başkanlık performansını onaylamadığını bildirdi. 2018 ara seçimlerinde ekonomiyi iyi görenlerin oranı yüzde 68 iken, bu seçimde bu oran yüzde 25'e kadar geriledi.
Amerikan halkının sandıktaki en büyük motivasyonu yükselen yaşam maliyeti ve akaryakıt fiyatları oldu. CNN'in sandık çıkışı anketine göre her 10 seçmenden 9'u benzin ve motorin fiyatları yüzünden ciddi endişe taşıyor. Galonu 2,33 dolar bandından 4,5-5 dolara, bazı eyaletlerde ise 8 dolara fırlayan akaryakıt fiyatları, market harcamaları ve sağlık giderleriyle birleşince Cumhuriyetçi yönetime karşı büyük bir ekonomik tepki doğurdu.
Seçim sonuçları tahminlerinde Demokratların Temsilciler Meclisi'nde 235 sandalyeye ulaşarak çoğunluğu Cumhuriyetçilerden alacağı öngörülüyor. Senato tarafında ise 51'e 49 veya 52'ye 48 gibi çok bıçak sırtı dengeler hesaplanıyor. Uzman Merve Şebnem Oruç, Senato'da azınlığın kürsü konuşmalarıyla süreci kilitleme hakkı olan "filibuster" (kürsü işgali yoluyla oylamayı engelleme taktiği) mekanizmasının işleyeceğini ve 67 sandalyelik nitelikli çoğunluk olmadan Trump'ın görevden azledilmesinin imkansız olduğunu vurguladı.
İran cephesinde ise ABD'deki seçimler neredeyse iç politika kadar yakından izleniyor. Muhabir Ekber Karabağ, Tahran'ın İnkılap Meydanı'na asılan dev afişlerde Donald Trump, JD Vance ve Steve Witkoff ile İsrail Başbakanı Netanyahu'nun enkazlar arasında parmaklıklar ardında tasvir edildiğini bildirdi. Afişlerde hem Farsça hem İngilizce doğrudan "Donald Trump'ı öldüreceğiz" ifadeleri yer aldı.
Tahran yönetiminin bir diğer dikkat çeken adımı, devlet televizyonunda yapay zeka destekli nükleer savunma kılavuzu yayınlaması oldu. Halka patlama anında ışığa bakmama, yere yatıp yüzü örtme, açıkta kalan yerleri sabunlu suyla yıkama, saç kremi kullanmama ve en az 24 saat sığınaklarda bekleme uyarıları yapıldı. Benzer sivil savunma hazırlıklarının ve acil durum uyarılarının Avrupa genelinde de artış gösterdiği belirtildi.
Askeri uzman Doç. Dr. Kemal Olçar, ABD'nin konvansiyonel cephaneliğindeki neredeyse tüm ağır mühimmatı (13,6 tonluk MOP sığınak deliciler dahil) ve B-2, B-52 gibi stratejik bombardıman uçaklarını tükettiğini hatırlattı. İran'ın yerin 100 metre altındaki granit korumalı Kazma Dağı gibi tesislerinin klasik bombalarla imha edilemediğini belirten Olçar, masaya nükleer seçeneğin getirilmesinin konvansiyonel sınırların tükendiğini gösterdiğini söyledi.
Olçar ayrıca İran'ın elinde yüzde 85 ve üzeri oranında zenginleştirilmiş 450 kilogramdan fazla kayıp uranyum paketi bulunduğunu dile getirdi. Hiroşima'ya atılan bombada 64 kilogram zenginleştirilmiş malzeme kullanıldığı düşünüldüğünde, bu miktarın yaklaşık 8 ila 9 adet nükleer başlığa karşılık geldiği ve İran'ın bir Amerikan saldırısına nükleer karşılık verme potansiyelini elinde tuttuğu kaydedildi.
Stratejist Mete Sohtaoğlu, İran'ın karşı saldırı cephesini Körfez'in çok ötesine taşıyabileceği uyarısında bulundu. Bahreyn'deki veri merkezleri, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki noktalar, Afrika Boynuzu'ndaki Cibuti üssü, Eritre ve Sokotra Adası'ndaki radar istasyonlarının hedef olabileceği vurgulandı. Ayrıca Hizbullah'ın Latin Amerika'daki (Arjantin, Bolivya, Meksika) hücreleri ve Avrupa'daki hibrit sabotaj kabiliyeti üzerinden çatışmanın küresel bir alana yayılabileceği aktarıldı.
Seçim sandıkları kapanırken Başkan Trump iki kritik açıklama yaptı. İlk olarak İsrail'e yapılan 3,8 milyar dolarlık yıllık askeri yardımı keseceğini duyurdu; ancak uzmanlar bunun Joe Biden döneminde imzalanan 10 yıllık anlaşmanın doğal bitişine denk geldiğini ve seçmene yönelik bir algı hamlesi olduğunu belirtti. İkinci olarak Trump, Tahran karşısındaki konumlarının iyi olduğunu savunarak "İran'a acil saldırı planımız yok" geri adımını attı.
Program yorumcuları, Trump'ın seçim yenilgisi yaşaması halinde agresifleşebileceğini tartıştı. Merve Şebnem Oruç, yeni seçilen Kongre üyelerinin göreve başlayacağı Ocak ayına kadar Trump'ın yetkilerini kullanarak Kasım ayının 3. haftasında (14-20 Kasım arası) İran'a yönelik çok ağır bir hava saldırısı başlatabileceğini ileri sürdü. İsrail'de hastane otoparklarının sığınaklara çevrilmesi ve Basra Körfezi'ne askeri yığınak yapılması bu beklentiyi körüklüyor.
Seçimlerin Türkiye-ABD ilişkilerine yansıması da masaya yatırıldı. Gazeteci Güngör Yavuzaslan ve Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump arasındaki liderler diplomasisinin Suriye gibi sahalarda somut sonuç verdiğini aktardı. Ancak F-35 programına dönüş, F-16 tedariki ve CAATSA yaptırımlarının kaldırılması gibi adımların yasa gereği doğrudan Kongre onayına bağlı olması, olası bir Demokrat çoğunlukta Ankara-Washington hattında kurumsal tıkanıklıklar yaratabilir.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Amerikan seçmeni sandık başında dış politika doktrinlerini değil, doğrudan kendi cüzdanını oyladı. Trump'ın "büyük Amerika" ve "tüm savaşları bitirme" vaadiyle iktidara gelip ardından Hürmüz Boğazı'nın kilitlenmesine ve akaryakıt fiyatlarının rekor kırmasına yol açması, seçmen nezdinde affedilmedi. Sandık çıkışında yüzde 75'e varan ekonomik memnuniyetsizlik, Beyaz Saray'ın dışarıdaki maceracı çizgisinin içeride sert bir duvara çarptığını gösteriyor.
Trump'ın oylama sürerken "İran'a acil saldırı planımız yok" demesi ve İsrail'e yardımları kesmekten söz etmesi açık bir siyasi taktik manevrasıdır. Neokon kanadın ve İsrail yanlısı lobilerin baskısıyla Hürmüz krizini tırmandıran Trump, hezimet kokusu alınca tabandaki savaş karşıtı muhafazakar seçmeni teskin etmeye çalıştı. Fakat bu zikzaklar güven tazelemekten ziyade, Beyaz Saray'ın karar alma mekanizmasındaki savrulmayı daha görünür kılıyor.
Seçimden sonra oluşacak "bölünmüş Kongre" tablosu ABD yönetimini tam anlamıyla topal ördek konumuna sokacaktır. Temsilciler Meclisi'ni alan Demokratlar, bütçe komisyonları üzerinden Trump'ın savunma harcamalarını ve savaş bütçelerini tek tek incelemeye alacaktır. Senato'da üçte iki nitelikli çoğunluk (67 oy) bulunmadığı için Trump görevden azledilemez; ancak bakanların sorgulanması, yargıç atamalarının durdurulması ve federal soruşturmalar yönetimi içeride felç edecektir.
Bu iç siyasi kilitlenme Ortadoğu için rahatlama değil, tam tersine kontrolsüz bir çatışma riski barındırıyor. İçeride eli kolu bağlanan ve kamuoyu baskısı altında ezilen bir lider profili çizen Trump, Ocak ayındaki devir teslime kadar olan geçiş döneminde bir oldu bittiye kalkışabilir. Nükleer söylemlerin sıradanlaşması ve sivil savunma kılavuzlarının yayınlanması, bölgedeki askeri yığınağın sadece caydırıcılık amacını aştığını ve sahadaki gerilimin kontrolden çıkma eşiğinde olduğunu kanıtlıyor.
Türkiye açısından bakıldığında, şahsi liderlik ilişkilerinin Kongre'deki kurumsal bariyerlere çarpacağı zorlu bir dönem başlıyor. Ankara'nın F-35, F-16 modernizasyonu ve CAATSA yaptırımları gibi kritik savunma dosyaları, doğrudan Demokratların ağırlıkta olduğu Meclis komisyonlarının onayına tabidir. Bu sebeple Türkiye'nin Beyaz Saray ile kurduğu diyaloğu korurken, Kongre dengelerini hesaba katarak kendi milli savunma ve dış politika kapasitesini dışa bağımlı olmadan sürdürmesi tek rasyonel çıkış yoludur.
Bundan sonra dikkatle takip edilecek tek kritik gelişme; resmi seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından, Ocak ayındaki yeni Kongre göreve başlayana kadar Trump'ın Hürmüz Boğazı ve Kazma Dağı tesislerine yönelik fiili bir askeri talimat verip vermeyeceğidir.
Kanal: A Haber