Veciz AI — YouTube videolarının yapay zekâ özetleri

AYT Biyoloji Mart Full Tekrar Soru Çözümü Biosem | Zeduva

Biosem Biyoloji · 2026-05-15

▶ Videoyu YouTube'da izle

💡 Hızlı Bilgi

1. Biyoloji konularını 42 günlük kamp, 12 günlük kritik konular kampı ve son tekrar videolarıyla tamamla.

2. Soru bankasındaki Mart ve Mayıs ayı sorularını çözerek pratik yap.

3. BOSM cep kitabındaki görsellerle tekrar yap.

4. Soru çözerken hangi konuyla ilgili olduğunu anlamaya çalışarak zaman kazan.

5. S-tipi büyüme eğrisinde doğum ve ölüm oranının eşit olduğu yer dengeyi, büyüme hızının maksimum olduğu yer ise birey sayısının hızlı arttığı yerdir.

6. Nasti hareketleri ani turgor basıncı değişimlerine bağlı, tropizma hareketleri ise asimetrik büyüme ve oksin birikimine bağlı gerçekleşir.

7. Metabolik tepkimeleri gerçekleştiremeyen (ölü) hücreler ksilem ve sklerankima hücreleridir.

8. ATP'nin yapısındaki yüksek enerjili fosfat bağları RNA'daki adenin nükleotidinde bulunmaz.

9. Dolaşım sisteminin görevi hormonları, üreyi ve besinleri taşımaktır; safra sıvısını taşımak sindirim sisteminin görevidir.

10. Kas gevşemesi sırasında H bandı ve sarkomer boyu artar, sarkoplazmadaki kalsiyum iyonu miktarı azalır.

11. Poliribozomlar, aynı mRNA'ya bağlanan birden fazla ribozomdan oluşur ve tek çeşit proteinden çok sayıda üretilmesini sağlar.

12. Etil alkol fermantasyonunun son ürün evresinde ATP üretimi veya tüketimi olmaz.

13. Sinapslarda iletim yavaştır ve kimyasaldır; bir nörotransmitter her nöronu uyarmak zorunda değildir.

14. Rekombinant DNA teknolojisinde istenen gen içeren DNA, bakteriye aktarılır, insana değil.

15. Mayoz bölünme, kapalı tohumlu bitkilerin ovaryumunda ve erkek organın başçık kısmında gerçekleşir.

16. İnce bağırsaktan kana emilen glikoz, sırasıyla kapı toplardamarı, karaciğer, karaciğer üstü toplardamarı, alt ana toplardamar, kalp, akciğerler (küçük dolaşım), aort ve beyne ulaşır.

17. Pankreas, hem hormon (insülin, glukagon) salgılayarak kan şekerini düzenler hem de sindirim enzimleri (lipaz, amilaz vb.) üretir.

18. Calvin döngüsünde karbondioksit tüketilir, ATP üretilmez ve NADPH indirgenmez; bu olaylar ışığa bağımlı evrede gerçekleşir.

19. Zorla soluk vermeden sonra akciğerde bir miktar kalıntı hava kalır, hava tamamen boşalmaz.

20. Bitki tohumlarının çimlenmesi için su, oksijen ve uygun sıcaklık gerekir; ışık zorunlu değildir.

21. Koleoptil uç kısmında oksin sentezlenir ve oksinin asimetrik dağılımı yönelme hareketine sebep olur; ışığa ihtiyaç yoktur.

22. Refleks tepkilerde reseptörden impuls oluşumu, duyu nöronu ile ara nöron arasındaki sinapsta impuls üretimi, ara nöronun motor nörona iletimi ve motor nöronun efektörü uyarması sırasıyla gerçekleşir.

23. Bir amino asit birden fazla kodon tarafından şifrelenebilir, ancak bir kodon sadece bir amino asidi şifreler.

24. Oksijenli solunumda işaretli oksijen, ETS'de oluşan suyun yapısında bulunur; piruvat, asetil-CoA ve Krebs döngüsünde oluşan karbondioksitte bulunmaz.

25. Miyelin kılıf tüm nöron aksonlarında kesintisiz bulunmaz (Ranvier boğumları vardır) ve impuls iletimini hızlandırır.

26. Alveollerde hemoglobin oksijeni bağlar (oksijen derişimi artar) ve bikarbonat iyonu miktarı azalır; dokularda ise hemoglobin oksijeni bırakır ve bikarbonat iyonu miktarı artar.

27. Yağların sindirimi ve emiliminde safra mekanik sindirimi sağlar, ester bağlarının yıkımında lipaz görev alır; gliserol ve yağ asitlerinin tamamı kan kılcallarına geçmez, bir kısmı lenfle taşınır.

28. İskelet kaslarında laktik asit fermantasyonu gerçekleşir; bu süreçte karbondioksit çıkmaz ve piruvat asetil-CoA'ya dönüşmez.

29. Glomerulustan Bowman kapsülüne süzülen glikoz, proksimal tüp, nefron kılcalları, böbrek toplardamarı, alt ana toplardamar ve kalbe ulaşır.

30. Ökaryot hücrelerde translasyon sırasında mRNA kodonları ile tRNA antikodonları arasında baz eşleşmesi olur, rRNA amino asitler arasında peptit bağı kurar ve başlama/durdurma kodonları işlev görür.

31. Hayvan hücresinde hem sitoplazmada hem de mitokondride ortak olarak gerçekleşen olay NAD'nin (veya FADH2'nin) indirgenmesidir.

32. Stomaların açılması sürecinde komşu epidermisten bekçi hücrelerine potasyum geçer, ozmotik basınç artar, su geçer ve turgor basıncı yükselir.

33. Büyümeyi teşvik eden hormonlar oksin, giberelin, sitokinin; büyümeyi engelleme veya yaşlanmayı hızlandırma eğiliminde olanlar etilen ve absisik asittir.

34. Aldosteron böbrek üstü bezi kabuk kısmından, adrenalin böbrek üstü bezi öz kısmından salgılanır; glukagon karaciğeri uyarır.

35. Çimlenen tohumda sindirim enzimleri çalışır, aerobik solunum (oksidatif fosforilasyon) gerçekleşir ve mitoz bölünmeyle büyür; klorofil ışığı soğurmaz.

36. Oksijen derişimi en çok benzer olan damarlar akciğer toplardamarı ve aorttur.

37. Karaciğer kılcallarında üre miktarı artar (amonyak üreye dönüşür), böbrek glomerulus kılcallarında üre miktarı azalır (süzülür).

38. Işık geçirmeyen kılıf koleoptilin ışığa yönelmesini engeller, ancak uzamasını sağlar; mika ise oksinin geçişini engelleyerek hem uzamayı hem de yönelmeyi engelleyebilir.

39. Bitki hücresinde fosforilasyon çeşitleri: sitoplazmada substrat düzeyinde (glikoliz), kloroplast granumlarında fotofosforilasyon, mitokondri kristasında oksidatif fosforilasyon.

40. Yumurtalıklardan salgılanan hormonlar (östrojen, progesteron) ikincil cinsiyet karakterlerinin oluşumu ve rahim duvarının hazırlanmasında etkilidir; doğum sırasında kasılmaları sağlayan oksitosin hipotalamus tarafından üretilir.

41. Omurilik refleksleri kontrol eder ve alışkanlık hareketlerini denetler; duyu organlarından gelen bilgileri değerlendiren beyindir.

42. DNA eşlenmesinde helikaz sarmalı açar, DNA polimeraz yeni ipliğe nükleotit ekler, ligaz ise okazaki parçacıklarını birleştirir.

43. Meristem doku, bitkinin sürekli bölünme yeteneğine sahip dokusudur ve birincil (boyuna) ve ikincil (enine) büyümeyi sağlar.

44. Kümeli dağılım ekosistemlerde en sık rastlanan dağılım türüdür; düzenli dağılımda bireyler arasında rekabet yüksektir.

45. Akciğer kılcallarında oksijen miktarı artar, karbondioksit miktarı azalır, pH yükselir (asitlik azalır); doku kılcallarında ise tam tersi olur.

46. Prokaryot ve ökaryot DNA'ları arasında ortak olmayan özellikler: doğrusal olup histon proteinlerine sarılı olma ve çok sayıda replikasyon orijinine sahip olma.

47. Fotofosforilasyon sadece ışık varken (gündüz) gerçekleşir; oksidatif fosforilasyon ise gece-gündüz devam edebilir.

48. Kurak iklim bitkilerinde dar yaprak, kalın kutikula, az sayıda stoma ve derin kök sistemi görülür; geniş yaprak kuraklığa uyum sağlamaz.

49. Mutalizmde her iki canlı fayda görür (arı-çiçek), parazitizmde bir canlı fayda görürken diğeri zarar görür (kene-insan), kommensalizmde bir canlı fayda görürken diğeri etkilenmez (orkide-palmiye).

50. Görüntünün oluşum sırası: Kornea, göz bebeği, lens, camsı cisim, retina (sarı benek).

51. İmpuls iletim hızı, miyelin kılıf varlığında ve akson çapı kalınlığında artar.

52. Midede glikoz sindirimi olmaz; ince bağırsakta ise polisakkaritler, yağlar ve proteinler sindirilir, amino asit ve glikoz miktarı artar.

53. Nefron kanalcıklarında ATP üretimi azaldığında geri emilim ve salgılama olayları aksar; süzülme etkilenmez.

54. Hücre çekirdeğinde nükleotit, kodon, gen ve DNA sıralaması küçükten büyüğe doğrudur.

55. Hipermetropide görüntü retinanın arkasına düşer (göz yuvarlağı kısa), miyopide retinanın önüne düşer (göz yuvarlağı uzun), astigmata ise kornea veya lensin düzensizliğinden kaynaklanır.

56. Fotofosforilasyon kloroplastın tilakoitlerinde, oksidatif fosforilasyon mitokondrinin kristasında gerçekleşir.

57. Kilit taşı tür, ekosistemdeki diğer türler arasındaki ilişkileri önemli ölçüde etkiler ve ekosistemin dengesinde kritik rol oynar.

58. Kapalı tohumlu bitkilerde ovaryum meyveyi, endosperm embriyoya besin sağlar; embriyo çimlenme tamamlanana kadar besin için çeneklere veya endosperme bağımlı olabilir.

59. Oksijenli solunumda son elektron alıcısı oksijendir; etil alkol fermantasyonunda son elektron alıcısı asetaldehittir; laktik asit fermantasyonunda son elektron alıcısı piruvattır.

60. Kemosentezde karbondioksit tüketilir ve organik besin sentezlenir; oksijen üretilmez ve klorofil görev almaz.


📊 Detaylı Açıklama

1. Biyoloji konularını 42 günlük kamp, 12 günlük kritik konular kampı ve son tekrar videolarıyla tamamla: Bu, öğrenme sürecini yapılandırmak için harika bir yaklaşım. Ayrıntılı bir kamp, temel bilgileri sağlam bir şekilde oturtmak için ideal. Ardından, kritik konular kampı, en önemli ve sık karşılaşılan konulara odaklanarak tekrarı hızlandırır. Son olarak, tam tekrar videoları, sınav öncesinde bilgileri tazelemek ve eksikleri gidermek için mükemmel bir araç.

2. Soru bankasındaki Mart ve Mayıs ayı sorularını çözerek pratik yap: Soru çözmek, bilgiyi pekiştirmenin ve sınav formatına adapte olmanın en etkili yollarından biridir. Belirli aylara odaklanmak, güncel müfredat ve sınav trendlerine uygun sorularla pratik yapma imkanı sunar.

3. BOSM cep kitabındaki görsellerle tekrar yap: Görsel hafıza, bilgiyi daha kalıcı hale getirmede güçlü bir araçtır. Cep kitabındaki görseller, karmaşık konuları basitleştirerek ve akılda kalıcı hale getirerek tekrar sürecini daha verimli hale getirir.

4. Soru çözerken hangi konuyla ilgili olduğunu anlamaya çalışarak zaman kazan: Bir sorunun hangi konuya ait olduğunu hızlıca anlamak, doğru bilgiyi çağırmayı kolaylaştırır ve gereksiz düşünme süresini azaltır. Bu, sınavda zaman yönetimi açısından kritik öneme sahiptir.

5. S-tipi büyüme eğrisinde doğum ve ölüm oranının eşit olduğu yer dengeyi, büyüme hızının maksimum olduğu yer ise birey sayısının hızlı arttığı yerdir: S-tipi büyüme eğrisi, bir popülasyonun çevresel taşıma kapasitesine ulaştıkça büyüme hızının nasıl değiştiğini gösterir. Doğum ve ölüm oranının eşit olduğu nokta, popülasyonun dengeye ulaştığı (büyümenin sıfırlandığı) yerdir. Büyüme hızının maksimum olduğu nokta ise, popülasyonun taşıma kapasitesine ulaşmadan önceki en hızlı büyüme evresidir.

6. Nasti hareketleri ani turgor basıncı değişimlerine bağlı, tropizma hareketleri ise asimetrik büyüme ve oksin birikimine bağlı gerçekleşir: Bitki hareketleri, çevresel uyaranlara verilen tepkilerdir. Nasti hareketleri, uyaranın yönünden bağımsız olarak gerçekleşir ve genellikle turgor basıncındaki ani değişimlerle ilişkilidir (örneğin, dokunma hassasiyeti). Tropizma hareketleri ise uyaranın yönüne doğru veya tersine gerçekleşen büyüme hareketleridir ve genellikle oksin gibi hormonların asimetrik dağılımıyla ilişkilidir (örneğin, ışığa yönelme).

7. Metabolik tepkimeleri gerçekleştiremeyen (ölü) hücreler ksilem ve sklerankima hücreleridir: Bitki dokularında bulunan bazı hücreler, işlevlerini yerine getirirken ölürler. Ksilem (odun borusu) hücreleri, su ve mineral taşınmasında görev alır ve öldüklerinde boru şeklinde bir yapı oluştururlar. Sklerankima hücreleri ise destek doku elemanlarıdır ve sertlik sağlarlar, genellikle ölüdürler. Canlı ve bölünme yeteneğine sahip hücreler ise kambiyum gibi dokulardır.

8. ATP'nin yapısındaki yüksek enerjili fosfat bağları RNA'daki adenin nükleotidinde bulunmaz: ATP (adenozin trifosfat), hücrenin enerji para birimidir. Yapısında adenin, riboz şekeri ve üç fosfat grubu bulunur. Fosfat grupları arasındaki bağlar, yüksek enerjili fosfat bağlarıdır ve enerji depolarlar. RNA'daki adenin nükleotidi ise sadece bir adenin bazı, bir riboz şekeri ve bir fosfat grubundan oluşur; dolayısıyla ATP'deki yüksek enerjili fosfat bağlarını içermez.

9. Dolaşım sisteminin görevi hormonları, üreyi ve besinleri taşımaktır; safra sıvısını taşımak sindirim sisteminin görevidir: Dolaşım sistemi, vücutta madde taşınımında merkezi bir rol oynar. Hormonlar, besinler, oksijen, karbondioksit ve atık maddeler kan yoluyla taşınır. Safra sıvısı ise karaciğerde üretilir ve safra kesesinde depolanır, sindirim sisteminin bir parçası olarak yağların mekanik sindirimine yardımcı olur.

10. Kas gevşemesi sırasında H bandı ve sarkomer boyu artar, sarkoplazmadaki kalsiyum iyonu miktarı azalır: Kasılma ve gevşeme, aktin ve miyozin filamentlerinin birbirine göre hareketleriyle gerçekleşir. Kasılma sırasında H bandı ve sarkomer kısalır. Gevşeme sırasında ise H bandı ve sarkomer tekrar uzar. Gevşeme, sarkoplazmadaki kalsiyum iyonlarının sarkoplazmik retikuluma geri pompalanmasıyla sağlanır, bu da sarkoplazmadaki kalsiyum miktarını azaltır.

11. Poliribozomlar, aynı mRNA'ya bağlanan birden fazla ribozomdan oluşur ve tek çeşit proteinden çok sayıda üretilmesini sağlar: Poliribozomlar (veya polizomlar), bir mRNA molekülü üzerinde birden fazla ribozomun aynı anda protein sentezlemesi durumudur. Bu yapı, aynı proteinin kısa sürede çok sayıda kopyasının üretilmesini sağlayarak verimliliği artırır.

12. Etil alkol fermantasyonunun son ürün evresinde ATP üretimi veya tüketimi olmaz: Fermantasyon, oksijensiz ortamda enerji elde etme sürecidir. Etil alkol fermantasyonunda glikoliz evresinde ATP üretilir, ancak son ürün evresinde (asetaldehitin etil alkole indirgenmesi) ATP üretimi veya tüketimi gerçekleşmez. Laktik asit fermantasyonunda da benzer şekilde sadece glikoliz evresinde ATP üretilir.

13. Sinapslarda iletim yavaştır ve kimyasaldır; bir nörotransmitter her nöronu uyarmak zorunda değildir: Nöronlar arasındaki iletişim, sinaps adı verilen özel bağlantı noktalarında gerçekleşir. Sinapslarda iletim, kimyasal nörotransmitterler aracılığıyla gerçekleştiği için elektriksel iletime göre daha yavaştır. Ayrıca, bir nöronun salgıladığı nörotransmitterler, hedef nöron üzerindeki spesifik reseptörlere bağlanarak etki gösterir; bu nedenle her nöronu uyarmak zorunda değildir.

14. Rekombinant DNA teknolojisinde istenen gen içeren DNA, bakteriye aktarılır, insana değil: Rekombinant DNA teknolojisi, bir organizmadan alınan genin başka bir organizmanın DNA'sına eklenmesi ve bu yeni DNA'nın çoğaltılmasıdır. Genellikle, istenen gen bir plazmite eklenir ve bu rekombinant plazmit bir bakteriye aktarılır. Bakteri çoğaldıkça, istenen gen de çoğalır ve istenen ürün (örneğin, insülin) elde edilir. İnsan hücresine aktarım genellikle bu aşamada gerçekleşmez.

15. Mayoz bölünme, kapalı tohumlu bitkilerin ovaryumunda ve erkek organın başçık kısmında gerçekleşir: Bitkilerde eşeyli üreme gamet oluşumuyla başlar. Erkek gametler (polen) erkek organın başçığında bulunan mikrospor ana hücrelerinin mayoz bölünmesiyle oluşur. Dişi gamet (yumurta) ise dişi organın ovaryumunda bulunan megaspor ana hücresinin mayoz bölünmesiyle oluşur.

16. İnce bağırsaktan kana emilen glikoz, sırasıyla kapı toplardamarı, karaciğer, karaciğer üstü toplardamarı, alt ana toplardamar, kalp, akciğerler (küçük dolaşım), aort ve beyne ulaşır: Sindirim sisteminden emilen besinler, dolaşım sistemi aracılığıyla vücudun diğer kısımlarına taşınır. Glikoz gibi besinler önce kapı toplardamarı ile karaciğere gelir. Karaciğerde işlendikten sonra karaciğer üstü toplardamarı ve alt ana toplardamar aracılığıyla kalbe gelir. Kalpten akciğerlere (küçük dolaşım) gidip oksijenlendikten sonra aort aracılığıyla beyne ve diğer organlara dağılır.

17. Pankreas, hem hormon (insülin, glukagon) salgılayarak kan şekerini düzenler hem de sindirim enzimleri (lipaz, amilaz vb.) üretir: Pankreas, hem endokrin (iç salgı) hem de ekzokrin (dış salgı) bez özelliğine sahip karma bir bezdir. Endokrin fonksiyonuyla insülin ve glukagon hormonlarını salgılayarak kan şekerini düzenler. Ekzokrin fonksiyonuyla ise sindirim enzimlerini (amilaz, lipaz, tripsinojen vb.) pankreas öz suyu içinde onikiparmak bağırsağına gönderir.

18. Calvin döngüsünde karbondioksit tüketilir, ATP üretilmez ve NADPH indirgenmez; bu olaylar ışığa bağımlı evrede gerçekleşir: Fotosentezin Calvin döngüsü (karbon fiksasyonu), ışık enerjisi kullanılmadan gerçekleşen evredir. Bu döngüde karbondioksit, ATP ve NADPH kullanılarak organik besin (glikoz) sentezlenir. ATP üretimi ve NADPH'ın indirgenmesi (NADPH'a dönüşmesi) ise ışığa bağımlı evrede, tilakoit zarlarda gerçekleşir.

19. Zorla soluk vermeden sonra akciğerde bir miktar kalıntı hava kalır, hava tamamen boşalmaz: Akciğerler, tam olarak boşalmaz. Zorla soluk verildiğinde bile, akciğerlerin çökmesini önlemek ve gaz alışverişini sürdürmek için bir miktar "kalıntı hava" (rezidüel volüm) akciğerlerde kalır.

20. Bitki tohumlarının çimlenmesi için su, oksijen ve uygun sıcaklık gerekir; ışık zorunlu değildir: Çimlenme, tohumun uygun koşullar altında büyüyerek yeni bir bitki oluşturması sürecidir. Bu süreç için temel gereksinimler su (enzimatik reaksiyonları başlatır), oksijen (solunum için) ve uygun sıcaklıktır. Birçok tohum çimlenmek için ışığa ihtiyaç duymaz; hatta bazıları için ışık çimlenmeyi engelleyebilir.

21. Koleoptil uç kısmında oksin sentezlenir ve oksinin asimetrik dağılımı yönelme hareketine sebep olur; ışığa ihtiyaç yoktur: Koleoptil, genç çimlenen buğdaygillerin yaprak kılıfıdır. Uç kısmında oksin sentezlenir. Işık gibi bir uyaran, oksinin koleoptilin gölgede kalan tarafında birikmesine neden olur. Bu asimetrik dağılım, o taraftaki hücrelerin daha hızlı uzamasına ve koleoptilin ışığa doğru yönelmesine yol açar. Deney karanlık ortamda yapıldığında bile, eğer oksin asimetrik dağılırsa yönelme gözlemlenir.

22. Refleks tepkilerde reseptörden impuls oluşumu, duyu nöronu ile ara nöron arasındaki sinapsta impuls üretimi, ara nöronun motor nörona iletimi ve motor nöronun efektörü uyarması sırasıyla gerçekleşir: Refleks yayları, vücudun ani ve istemsiz tepkilerini oluşturur. Bu yaylar, uyaranı alan reseptörden başlar, duyu nöronu aracılığıyla omuriliğe (veya beyin sapına) iletilir, ara nöronlarda işlenir, motor nöron aracılığıyla efektöre (kas veya bez) ulaşır ve tepki oluşur.

23. Bir amino asit birden fazla kodon tarafından şifrelenebilir, ancak bir kodon sadece bir amino asidi şifreler: Genetik kodun dejenerasyonu, bir amino asidin birden fazla kodon tarafından şifrelenebilmesi anlamına gelir. Ancak, bir kodon (mRNA üzerindeki üç bazlık birim) her zaman sadece tek bir amino asidi şifreler veya durdurma sinyali verir.

24. Oksijenli solunumda işaretli oksijen, ETS'de oluşan suyun yapısında bulunur; piruvat, asetil-CoA ve Krebs döngüsünde oluşan karbondioksitte bulunmaz: Oksijenli solunumun son elektron alıcısı olan oksijen, elektron taşıma sisteminde (ETS) hidrojen iyonları ile birleşerek su moleküllerini oluşturur. Bu nedenle, havadan alınan işaretli oksijen, oluşan suyun yapısında bulunur. Piruvat, asetil-CoA ve Krebs döngüsünde oluşan karbondioksit ise besin moleküllerinin yıkımı sırasında oluşan diğer ürünlerdir ve işaretli oksijeni içermezler.

25. Miyelin kılıf tüm nöron aksonlarında kesintisiz bulunmaz (Ranvier boğumları vardır) ve impuls iletimini hızlandırır: Miyelin kılıf, nöron aksonlarının etrafını saran yalıtkan bir yapıdır. Ancak bu kılıf kesintisiz değildir; Ranvier boğumları adı verilen boşlukları vardır. Miyelin kılıf, impulsun bu boğumlar arasında "sıçrayarak" iletilmesini sağlar (saltatory iletim), bu da impuls iletim hızını önemli ölçüde artırır.

26. Alveollerde hemoglobin oksijeni bağlar (oksijen derişimi artar) ve bikarbonat iyonu miktarı azalır; dokularda ise hemoglobin oksijeni bırakır ve bikarbonat iyonu miktarı artar: Akciğer alveollerinde oksijen derişimi yüksek, karbondioksit derişimi düşüktür. Bu koşullarda hemoglobin oksijeni daha kolay bağlar. Bikarbonat iyonları, karbondioksitin taşınması sırasında oluşur ve alveollerde karbondioksit dışarı atıldığı için miktarı azalır. Doku kılcallarında ise durum tam tersidir; oksijen derişimi düşüktür, karbondioksit derişimi yüksektir. Bu nedenle hemoglobin oksijeni bırakır ve bikarbonat iyonları oluşarak karbondioksit taşınımına yardımcı olur.

27. Yağların sindirimi ve emiliminde safra mekanik sindirimi sağlar, ester bağlarının yıkımında lipaz görev alır; gliserol ve yağ asitlerinin tamamı kan kılcallarına geçmez, bir kısmı lenfle taşınır: Yağların sindirimi, safra tarafından yağların mekanik olarak küçük damlacıklara ayrılmasıyla başlar. Ardından lipaz enzimi, ester bağlarını hidroliz ederek yağ asitleri ve gliserole parçalar. Kısa zincirli yağ asitleri ve gliserol doğrudan kan kılcallarına emilebilirken, uzun zincirli yağ asitleri ve gliserol önce şilomikronlara dönüşerek lenf kılcallarına emilir ve lenf dolaşımına katılır.

28. İskelet kaslarında laktik asit fermantasyonu gerçekleşir; bu süreçte karbondioksit çıkmaz ve piruvat asetil-CoA'ya dönüşmez: İnsan iskelet kasları, oksijensiz kaldığında laktik asit fermantasyonu yapar. Bu süreçte glikoz, piruvata parçalanır ve ardından piruvat, NADH'tan aldığı hidrojenleri alarak laktik aside dönüşür. Bu reaksiyon sırasında karbondioksit çıkışı olmaz ve piruvat, asetil-CoA'ya dönüşmez (bu olay aerobik solunumun hazırlık aşamasında gerçekleşir).

29. Glomerulustan Bowman kapsülüne süzülen glikoz, proksimal tüp, nefron kılcalları, böbrek toplardamarı, alt ana toplardamar ve kalbe ulaşır: Glomerulustan süzülen maddeler Bowman kapsülüne geçer. Burada proksimal tüpte geri emilim başlar. Geri emilen maddeler (glikoz, amino asitler, su, iyonlar) nefron kılcallarına geçer. Nefron kılcallarından gelen kan, böbrek toplardamarı ile toplanır, alt ana toplardamara ve oradan da kalbe ulaşır.

30. Ökaryot hücrelerde translasyon sırasında mRNA kodonları ile tRNA antikodonları arasında baz eşleşmesi olur, rRNA amino asitler arasında peptit bağı kurar ve başlama/durdurma kodonları işlev görür: Translasyon (protein sentezi), mRNA'nın ribozomda okunması sürecidir. Bu süreçte tRNA'lar, mRNA üzerindeki kodonlara uygun antikodonlarla bağlanarak ilgili amino asitleri ribozoma taşır. rRNA, ribozomun yapısında bulunur ve amino asitler arasında peptit bağlarının oluşumunu katalize eder. Başlama kodonu (genellikle AUG) protein sentezini başlatır, durdurma kodonları (UAA, UAG, UGA) ise sentezi sonlandırır.

31. Hayvan hücresinde hem sitoplazmada hem de mitokondride ortak olarak gerçekleşen olay NAD'nin (veya FADH2'nin) indirgenmesidir: Oksijenli solunumun ilk evresi olan glikoliz, sitoplazmada gerçekleşir ve NAD'nin indirgenmesini sağlar. Mitokondride gerçekleşen Krebs döngüsü ve elektron taşıma sistemi de NAD ve FADH2'nin indirgenmesini sağlar. Bu nedenle, NAD'nin indirgenmesi hem sitoplazmada hem de mitokondride ortak olarak gerçekleşen bir olaydır.

32. Stomaların açılması sürecinde komşu epidermisten bekçi hücrelerine potasyum geçer, ozmotik basınç artar, su geçer ve turgor basıncı yükselir: Stomaların açılması, genellikle potasyum iyonlarının bekçi hücrelerine pompalanmasıyla başlar. Bu, bekçi hücrelerinin ozmotik basıncını artırır. Artan ozmotik basınç, komşu hücrelerden bekçi hücrelerine su çekilmesine neden olur. Su girişiyle bekçi hücrelerinin turgor basıncı artar ve stomalar açılır.

33. Büyümeyi teşvik eden hormonlar oksin, giberelin, sitokinin; büyümeyi engelleme veya yaşlanmayı hızlandırma eğiliminde olanlar etilen ve absisik asittir: Bitki hormonları, bitki büyüme ve gelişimini düzenler. Oksin, giberelin ve sitokinin genellikle büyümeyi teşvik eder. Etilen, meyve olgunlaşmasını hızlandırır ve yaşlanmayı teşvik eder. Absisik asit ise dormansiyi (uyku halini) sağlar ve stres koşullarında bitkinin tepkisini düzenler.

34. Aldosteron böbrek üstü bezi kabuk kısmından, adrenalin böbrek üstü bezi öz kısmından salgılanır; glukagon karaciğeri uyarır: Aldosteron, böbrek üstü bezinin dış kısmından (kabuk) salgılanır ve su-tuz dengesini düzenler. Adrenalin ise böbrek üstü bezinin iç kısmından (öz) salgılanır ve "savaş ya da kaç" tepkisinde rol oynar. Glukagon, pankreastan salgılanır ve karaciğerdeki glikojen depolarını yıkarak kan şekerini yükseltir.

35. Çimlenen tohumda sindirim enzimleri çalışır, aerobik solunum (oksidatif fosforilasyon) gerçekleşir ve mitoz bölünmeyle büyür; klorofil ışığı soğurmaz: Çimlenme sırasında tohum, depoladığı besinleri (nişasta, lipitler) sindirim enzimleri kullanarak parçalar. Bu besinler, enerji üretimi için aerobik solunumda kullanılır. Büyüme, mitoz bölünmelerle gerçekleşir. Çimlenen tohum henüz fotosentez yapmadığı için klorofil ışığı soğurmaz.

36. Oksijen derişimi en çok benzer olan damarlar akciğer toplardamarı ve aorttur: Akciğer toplardamarı, akciğerlerden temiz kanı (yüksek oksijenli) sol kulakçığa taşır. Aort ise kalpten temiz kanı (yüksek oksijenli) tüm vücuda dağıtır. Bu nedenle, bu iki damardaki oksijen derişimi birbirine oldukça yakındır.

37. Karaciğer kılcallarında üre miktarı artar (amonyak üreye dönüşür), böbrek glomerulus kılcallarında üre miktarı azalır (süzülür): Karaciğerde, üre döngüsü ile amonyak üreye dönüştürülür. Bu nedenle karaciğer kılcallarından geçerken üre miktarı artar. Böbrek glomeruluslarında ise kan plazmasındaki üre, Bowman kapsülüne süzülerek atılır, bu da böbrek toplardamarındaki üre miktarının azalmasına neden olur.

38. Işık geçirmeyen kılıf koleoptilin ışığa yönelmesini engeller, ancak uzamasını sağlar; mika ise oksinin geçişini engelleyerek hem uzamayı hem de yönelmeyi engelleyebilir: Işık geçirmeyen bir kılıf, koleoptilin her tarafına eşit ışık ulaşmasını engeller ancak oksinin eşit dağılmasını sağlayarak sadece uzamaya neden olur, yönelmeyi engeller. Mika ise oksinin koleoptil ucundan aşağı doğru geçişini engelleyebilir. Eğer mika koleoptilin tamamını sararsa, hem uzama hem de yönelme olmaz.

39. Bitki hücresinde fosforilasyon çeşitleri:

Kanal: Biosem Biyoloji