İsrail tankına tek başına yürüyen Gazzeli Doktor Ebu Safiyye kim?
GZT · 2026-09-04
💡 Hızlı Bilgi
1. Kemal Advan Hastanesi Müdürü Dr. Hüsam Ebu Safiyye, Kuzey Gazze'deki son hastaların tahliyesini sağladıktan sonra beyaz önlüğüyle tek başına İsrail tanklarına yürüyerek teslim oldu ve gözaltına alındı.
2. İsrail makamları, Dr. Ebu Safiyye hakkında herhangi bir resmi iddianame hazırlamadan "Yasa Dışı Savaşçı Yasası" kapsamında keyfi tutukluluk sürecini devreye soktu.
3. Ağır fiziksel şiddet ve tecride maruz bırakılan Ebu Safiyye'nin 4 kaburgası kırıldı, 40 kilodan fazla kaybetti ve 40 yıl önce kapatılmış olan yer altındaki Rakevet tesisine nakledildi.
4. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü ve Türk Tabipleri Birliği hekimin hayatının tehlikede olduğunu belirterek acil ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulundu.
5. İsrail zindanlarında hiçbir suçlama yöneltilmeden tutulan 90'a yakın sağlık personeli bulunurken, cezaevi koşulları ve işkence nedeniyle en az 5 Filistinli hekim hayatını kaybetti.
📊 Detaylı Açıklama
Dr. Hüsam Ebu Safiyye, 21 Kasım 1973 tarihinde Gazze'deki Cebeliye mülteci kampında doğdu. Ailesi, 1948 yılındaki Nekbe sürecinde Hamame köyünden zorla sürülerek Gazze'ye sığınmıştı. Zorlu koşullarda büyüyen Ebu Safiyye, tıp eğitimi almak amacıyla Kazakistan'ın Türkistan şehrine gitti ve burada eşi Albina ile evlendi. 1996 yılında diplomasını alarak Gazze'ye döndü; çocuk sağlığı ve yeni doğan alanında uzmanlaşarak Gazze Sağlık Bakanlığı'nda ve MedGlobal bünyesinde yetersiz beslenen bebekler için tedavi merkezleri kurdu.
7 Ekim 2023 sonrasında Gazze genelinde başlayan yoğun saldırılar, sağlık altyapısını felç etti. Savaş öncesinde 400 binden fazla kişiye hizmet veren Kuzey Gazze'nin en kritik merkezi Kemal Advan Hastanesi'nin başına Şubat 2024'te Ebu Safiyye getirildi. Kuşatma ve bombardımanlar nedeniyle hastanedeki 57 sağlık çalışanının tutuklanması sonucu ameliyat yapacak cerrah kalmayınca, çocuk doktorları da dahil olmak üzere kalan tüm personel kritik operasyonları üstlenmek zorunda kaldı.
İsrail ordusunun hastaneyi boşaltma baskılarına karşılık Dr. Ebu Safiyye, içeride yalnızca hastaların, kuvözdeki bebeklerin ve çocukların bulunduğunu belirterek tahliyeyi reddetti. Bu kararın bedelini ailesiyle ödeyen hekim, 25 Ekim 2024'te hastane kapısına düzenlenen hava saldırısında 15 yaşındaki oğlu İbrahim'i kaybetti. Oğlunun cenaze namazını hastane avlusunda kendisi kıldırıp yanından ayrılmaması için bahçe duvarının dibine defnetti; bir ay sonra ise bacağına isabet eden altı şarapnel parçasına rağmen yaralıları tedavi etmeyi sürdürdü.
27 Aralık 2024 tarihinde hastane çevresi tanklar ve yoğun topçu atışıyla kuşatıldı. Doğum ve çocuk servislerinin doğrudan vurulmasının ardından içeride mahsur kalan 75'i ağır 350 civarındaki sivil ve hastanın Endonezya Hastanesi'ne zorunlu tahliyesi başlatıldı. Ebu Safiyye, kuvözdeki bebekler ve entübe durumdaki tüm yaralılar çıkarılana kadar binada kaldı. Herkes ayrıldıktan sonra beyaz önlüğüyle tek başına yıkılmış sokağın ortasındaki İsrail tanklarına yürüdü ve binanın boş olduğunu ilettikten sonra gözaltına alındı. Bu haberin ardından annesi kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
Gözaltı sonrasında İsrail makamları Ebu Safiyye hakkında hiçbir somut delil veya iddianame sunmadı; bunun yerine tahliye emirlerine uymayan kişileri silahlı gruplara destek vermekle itham eden "Yasa Dışı Savaşçı Yasası" işletildi. Ebu Safiyye ve meslektaşları, nakli imkansız hastaları ve bebekleri bırakmanın hekimlik yeminiyle bağdaşmayacağını savunsa da bu yasa gerekçe gösterilerek süresiz tutukluluk kararları alındı.
Alıkonulma sürecinde önce Zikim Askeri Kampı'ndaki açık demir kafeslerde tutulan Ebu Safiyye, maruz kaldığı darbeler sonucu 4 kaburgası kırılarak metrelerce derinlikteki hücrelere indirildi. Günde 13 saati bulan ağır sorgulardan geçirildi, üzerine köpekler salındı, hücresine ses ve gaz bombaları atıldı. Yaşadığı ağır tecrit nedeniyle 40 kilodan fazla zayıflayan hekimde ciddi kalp ritim bozukluğu baş gösterdi ve bir gözünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
Ekim 2025'teki esir takası listesinde yer almasına rağmen serbest bırakılmayıp tutukluluğu uzatıldı; Haziran 2026'da İsrail Yüksek Mahkemesi tahliye başvurusunu reddederek süreci uzattı. Ardından Ramla Cezaevi'nin altında bulunan ve gayriinsani şartları nedeniyle 40 yıl önce kapatılmış olan Rakevet yer altı tesisine nakledildi. Temmuz 2026'da kendisini ziyaret eden avukatına, "Bu beni son görüşünüz olacak, beni buraya öldürmek için getirdiler" diyerek durumunu aktarması için gazeteci dostu Enes eş-Şerif'e haber verilmesini istedi; ancak Enes'in 10 ay önce saldırılarda yaşamını yitirdiğinden habersizdi.
Ebu Safiyye'nin serbest bırakılması için BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu, DSÖ, bağımsız insan hakları örgütleri ve Türk Tabipleri Birliği doğrudan girişimlerde bulunarak hekimlerin serbest bırakılmasını istedi. Türkiye Dışişleri ve Sağlık Bakanlıkları sağlık merkezlerine yönelik operasyonların açık bir savaş suçu olduğunu vurguladı. İsrail zindanlarında hiçbir resmi suçlama olmadan tutulan 1300'den fazla Gazzeli ve 90'a yakın sağlık çalışanı bulunurken, bugüne kadar en az 5 Filistinli doktor işkence ve tıbbi ihmal nedeniyle gözaltında hayatını kaybetti.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Dr. Hüsam Ebu Safiyye'nin hedef alınması ve ardından gelen gözaltı süreci, Gazze'deki sağlık altyapısının çökertilmesine yönelik sistematik askeri stratejinin en somut yansımasıdır. Bir bölgedeki hastanelerin işlevsiz kılınması ve başhekim düzeyindeki sembol isimlerin tutuklanması, sivillerin bölgede tutunma imkanını ortadan kaldıran ve zorunlu göçü hızlandıran doğrudan bir sindirme politikasıdır. Ebu Safiyye'nin varlığı, hastanelerin askeri karargah olduğu iddialarını sahadan çürüttüğü için hedefe konmuştur.
İsrail'in devreye soktuğu "Yasa Dışı Savaşçı Yasası", uluslararası insancıl hukukun temel taşı olan tıbbi personelin dokunulmazlığı ilkesini fiilen ortadan kaldırmaktadır. Hastalarını ve kuvözdeki bebekleri terk etmeyerek mesleki sorumluluğunu yerine getiren bir hekimin muharip unsur gibi sınıflandırılması, savaş bölgelerinde görev yapan tüm sağlık çalışanları için tehlikeli bir küresel içtihat oluşturmaktadır. Bu durum, Cenevre Sözleşmeleri'nin koruma kalkanını tamamen delmektedir.
Cezaevindeki tecrit ve kötü muamele koşulları, sürecin hukuki bir yargılamadan ziyade zamana yayılmış bir cezalandırma ve tasfiye operasyonu olduğunu göstermektedir. Bağımsız heyetlerin ziyaretine izin verilmemesi, tıbbi kayıtların tutulmaması ve daha önce beş doktorun gözaltında yaşamını yitirmiş olması, Ebu Safiyye'nin can güvenliğinin kritik bir sınırda bulunduğunu doğrulamaktadır. Mahkemelerin gerekçesiz uzatma kararları bu riskin her geçen gün arttığını işaret etmektedir.
Sonuç olarak, uluslararası tıp birlikleri ve Birleşmiş Milletler organlarının kınama mesajlarının ötesine geçerek somut hukuki ve diplomatik yaptırımları devreye sokması şarttır. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) nezdinde sağlık personeline yönelik ihlaller müstakil bir savaş suçu dosyası olarak ele alınmalı ve bağımsız hekimlerin zindanlara erişimi için diplomatik baskı en üst düzeye çıkarılmalıdır; aksi takdirde Gazze'nin hafızası olan sağlık hafızası hücrelerde sessizce yok edilecektir.
Kanal: GZT