KAAN ve KIZILELMA’nın kalbi: Türkiye yerli motorlarını nasıl üretiyor?
GZT · 2026-07-17
💡 Hızlı Bilgi
1. NATO zirvesi sırasında ABD Başkanı Trump, 2020'den bu yana uygulanan CAATSA yaptırımlarının gevşetileceğini ve Türkiye'ye F-35 ile F100/F110 motor satışının değerlendirildiğini açıkladı.
2. ABD Kongresi'nin 15 günlük itiraz süresinde resmi bir ret kararı çıkmaması sonucunda, Kaan savaş uçağının ilk seri üretim Blok-10'ları için planlanan 80 adet F110-GE 129 motorunun satışının önündeki yasal engel kalktı.
3. Milli Savunma Bakanlığı Ar-Ge Merkezi, F-16 motorlarına denk 29.000 libre ve F-35 motorlarına yakın 42.000 libre itki gücü hedefleyen 6 adet çalışan GÜÇHAN prototipini tanıttı.
4. TEI ve TRmotor işbirliğiyle geliştirilen, tek motorla 35.000 libre itki üretecek TF35000 motoru sayesinde Kaan savaş uçağının art yakıcı (afterburner) kullanmadan süpersonik hıza ulaşması hedefleniyor.
5. BMC Power liderliğinde geliştirilen 1500 beygirlik V12 turbo dizel Batu motoru ve transmisyon güç paketi, Altay ana muharebe tankının motor bağımsızlığını sağlamak üzere devreye giriyor.
6. Kale Ar-Ge üretimi KTJ 3200 ve KTJ 1750 turbojet motorları SOM, Atmaca ve Çakır füzelerinde kullanılırken; TS1400 turboşaft motoru Gökbey helikopterine güç veriyor.
7. Tümosan tarafından geliştirilen Alp motor serisi ve deniz suyuna dayanıklı hale getirilen TMSN460 motorları, hem zırhlı kara araçlarında hem de Ulak gibi insansız deniz araçlarında kullanılmaya başlandı.
📊 Detaylı Açıklama
Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde, NATO zirvesi sırasında yaşanan gelişmeler savunma sanayii açısından kritik bir eşik oluşturdu. ABD Başkanı Trump'ın Erdoğan ile yaptığı görüşmede CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına ve Türkiye'nin F-35 programı ile motor tedarikine yeşil ışık yakması Washington-Ankara hattında yumuşama sinyali verdi. 2020 yılından bu yana Türk savunma sanayisinin üzerinde kısıtlayıcı bir unsur olan CAATSA yaptırımlarının gevşetilmesi ihtimali, parça, lisans ve teknoloji işbirliğini kolaylaştıracak bir zemin hazırlıyor.
Kaan savaş uçağının 2028-2029 yıllarında envantere girmesi planlanan ilk seri üretim Blok-10'ları için acil ihtiyaç duyulan 700 milyon dolar değerindeki 80 adet F110-GE 129 turbo fan motorunun satışı için kritik süreçler işletildi. ABD yönetimi motorların satışına karar vererek dosyayı Kongre'ye bildirdi. 15 günlük yasal süre içinde karşıt lobilerin çabalarına rağmen Kongre'den resmi bir ret çıkmadığı için otomatik sessizlik onayı devreye girdi ve satışın önündeki siyasi engel aşıldı. General Electric üretimi bu motorlar, yerli motorlar tamamen olgunlaşana kadar projenin duraksamadan ilerlemesini sağlayacak.
F110 motorları 4. ve 4.5 nesil uçaklar için tasarlandığından, Kaan'ı tam 5. nesil yapmak üzere TEI ve TRmotor işbirliğiyle TF35000 motoru geliştiriliyor. Tek bir motorun 35.000 libre itki üretmesi hedeflenen bu projede, çift motorlu Kaan toplam 70.000 libre güçle "süper kuroz" yani art yakıcı açmadan süpersonik hızlara ulaşma yeteneği kazanacak. Bu doğrultuda TRmotor, alt sistemler için 7 yerli şirketle 70 milyon dolarlık sözleşmeler imzalarken, malzeme biliminde ve metalürjide üst lig hedefleyen çalışmalar hız kazandı.
Saha Expo fuarında tanıtılan ve Milli Savunma Bakanlığı Ar-Ge Merkezi tarafından üretilen GÜÇHAN motoru ise havacılık alanında sürpriz bir gelişme olarak kayda geçti. 6 adet üretilen ve Kasım 2026'dan itibaren test süreçleri planlanan GÜÇHAN, 42.000 libre itki gücü hedefiyle F-35 motorlarına yaklaşan bir kapasiteyi temsil ediyor. Bunun yanı sıra TF6000 ve TF10000 turbofan motorları Kızılelma, Anka 3 ve Hürjet için üretilirken; PD170 ve PD220 turbo dizel motorlar Anka, Aksungur ve Bayraktar TB3 gibi platformlarda aktif olarak görev yapıyor.
Kara ve deniz platformlarında da dışa bağımlılığı bitirmek adına önemli motor projeleri hayata geçirildi. Alman MTU motorlarına uygulanan gizli ambargolar sonrasında BMC Power liderliğinde geliştirilen 1500 beygirlik Batu motoru ve çapraz şaftlı yerli transmisyonu Altay tankına güç verecek şekilde tasarlandı. Benzer şekilde 1000 beygirlik Utku motoru obüslere ve zırhlılara entegre edilirken; Azra ve Tuna motorları tekerlekli taktik araçların kalbini oluşturuyor. Tümosan'ın geliştirdiği Alp motor serisi ve bu serinin marinize edilmiş versiyonu olan TMSN460 motoru ise hem Pusat zırhlılarında hem de Ulak gibi insansız deniz araçlarında yerini aldı.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Türkiye'nin motor teknolojisindeki dışa bağımlılığı azaltma hamleleri, sadece askeri birer tedarik süreci olmaktan öte, ülkenin jeopolitik bağımsızlığının ve stratejik egemenliğinin temel teminatı niteliğindedir. Uzun yıllar boyunca Batı merkezli gizli ambargolar ve CAATSA gibi yaptırımlar nedeniyle sekteye uğrayan projeler, yerli ekosistemin paralel ve çok katmanlı bir strateji izlemesini zorunlu kıldı. ABD ile yaşanan son diplomatik yumuşama ve F110 motorlarının önünün açılması, projelerin takviminde yaşanabilecek gecikmeleri önlemek adına rasyonel bir köprü görevi görse de, asıl kalıcı çözümün TF35000, GÜÇHAN ve Batu gibi yerli motor projelerinin başarıyla tamamlanmasına bağlı olduğu net bir şekilde görülmektedir.
Gelişmelerin olası sonuçları değerlendirildiğinde, bu hamlelerin Türkiye'yi sadece kendi askeri ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke konjonktüründen çıkarıp bölgesel bir savunma ihracatçısı konumuna taşıdığı söylenebilir. Özellikle İHA, füze (SOM, Atmaca, Çakır) ve hafif zırhlı araç motorlarındaki yerlilik oranının artması, yabancı devletlerin niyetlerine ve ambargo politikalarına karşı savunma sanayiini bağışık hale getirmektedir. Ancak İsrail ve Yunan lobilerinin Washington'daki yoğun faaliyetleri, Kongre üzerindeki baskılar ve teknoloji transferindeki gizli kısıtlamaların tamamen ortadan kalkmadığı göz önüne alındığında, diplomatik masadaki kazanımların saha üretimleriyle pekiştirilmesi hayati önem taşımaktadır.
Bu süreçteki en büyük risk, projelerin çeşitliliği nedeniyle kaynakların ve test altyapısının aşırı bölünmesi veya zaman planlamasında yaşanabilecek olası sarkmalardır. Özellikle GÜÇHAN gibi ani duyurulan büyük ölçekli projelerin sertifikasyon aşamalarında uluslararası standartları tam anlamıyla karşılaması ve güvenilirlik testlerini kayıpsız geçmesi gerekmektedir. Yazılım ve elektronik kontrol ünitelerinin (ECU) yerli imkanlarla geliştirilmiş olması, dışarıdan müdahalelere karşı büyük bir avantaj sağlasa da, motor üretiminde kullanılan özel alaşımlar ve malzeme bilimindeki dış bağımlılıkların tamamen bitirilmesi için uzun vadeli Ar-ge yatırımlarının kesintisiz sürmesi şarttır.
Sonuç olarak, Türkiye'nin motor teknolojilerindeki mevcut konumu "araçları uçurmak/yürütmek için dış destekle zaman kazanma" ile "geleceğin motorlarını yerli imkanlarla tasarlama" stratejisinin dengeli bir harmanıdır. Yatırımcılar, savunma sanayii takipçileri ve stratejistler açısından izlenmesi gereken temel yol haritası; F110 gibi geçiş motorlarının projeleri sekteye uğratmadan taşıması, buna karşın TEI, TRmotor ve BMC Power gibi aktörlerin yerli seri üretim ve test takvimlerine sadık kalıp kalmadığının yakından takip edilmesidir. Projelerin sahadaki operasyonel başarıları kanıtlandıkça, Türkiye'nin küresel savunma pazarındaki ağırlığı katlanarak artacaktır.
Kanal: GZT