PARA NEREYE GİDİYOR? - 25.09.2026 - DAĞLAR ÖZKAN
İş Yatırım · 2026-09-25
💡 Hızlı Bilgi
1. TCMB swap hariç net rezervi 42 milyar dolarda dengeleniyor; kur şoku veya acil döviz riski bekleme.
2. Yabancı portföy çıkışı 0,6 milyar dolarla oldukça sınırlı; panik satış yapma, bekle.
3. Hisse senedinde yabancı net satışı sadece 110 milyon dolar; BIST tarafında acele satışa gerek yok.
4. DİBS tarafında yerli hanehalkı 57 milyar TL ile güçlü alıcı; tahvilde pozisyonları koru ve biriktir.
5. Özel sektör tahvillerinde (ÖST) 330 milyon dolarlık yabancı çıkışı var; yüksek riskli şirket borçlanmalarında temkinli ol.
6. Banka Eurobondlarına 240 milyon dolarlık yabancı ilgisi sürüyor; seçici Eurobond pozisyonlarını tut.
7. Dolarizasyonda kalıcı bir kaçış yok; yerliler 330 milyar TL ile vadeli mevduata yöneliyor, TL faizde kalmaya devam et.
📊 Detaylı Açıklama
Merkez Bankası rezervleri piyasadaki panik havasının ardından toparlanma işaretleri veriyor. 16-21 Eylül haftasında yaşanan fon temerrüdü kaynaklı tedirginlik ve bir miktar carry trade çıkışıyla rezervlerde yaklaşık 7 milyar dolarlık bir erime görülse de, 23 Eylül itibarıyla swap hariç net döviz pozisyonu 42 milyar dolar seviyesinde tutunmayı başardı. Son günlerde gelen 2,5 milyar dolarlık rezerv artışı, en kötünün geride kaldığını gösteriyor. Brüt rezervler de 178 milyar dolar bandına oturmuş durumda. Tarihsel olarak bakıldığında 2023 seçimleri öncesindeki -75 milyar dolarlık ve Mart dönemindeki 7 milyar dolarlık dip seviyelere kıyasla bu tablo, kur politikasını tehdit edecek veya ani bir kur atağı yaratacak bir risk taşımıyor.
Yabancı sermaye hareketlerinde fon piyasasındaki temerrüt haberlerine rağmen korkulan boyutta bir kaçış yaşanmadı. 14-18 Eylül haftasında yabancı yatırımcının Türk menkul kıymetlerinden çıkışı net 0,6 milyar dolar seviyesinde kalarak son dönem ortalamalarıyla uyumlu seyretti. Hisse senedi piyasasından çıkan yabancı tutarı yalnızca 110 milyon dolarla sınırlı kalırken, devlet iç borçlanma senetlerinde (DİBS) doğrudan yabancı çıkışı 120 milyon dolar, dolaylı akımlarla birlikte ise yaklaşık 390 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Bu veriler, piyasadaki risk iştahı bozulmasının yabancı cephesinde sert bir kaçışa dönüşmediğini, çıkışların oldukça ılımlı kaldığını net şekilde ortaya koyuyor.
Yabancı çıkışının en belirgin hissedildiği alan 330 milyon dolarla özel sektör tahvilleri (ÖST) oldu. Önceki haftalarda bu enstrümanlara yönelik yoğun bir yabancı girişi yaşanmıştı; dolayısıyla bu hareket hem yüksek risk priminin fiyatlanması hem de kâr realizasyonu/düzeltme olarak okunmalı. Buna karşılık Eurobond tarafında 240 milyon dolarlık net yabancı girişi kaydedildi. Bu girişin tamamının banka ihraçlarına yöneldiği, hazine Eurobondlarında ise cılız da olsa çıkışın devam ettiği görülüyor. Kurumsal tahvillerde seçici olmakla birlikte bankacılık Eurobondlarına olan yabancı ilgisi korunuyor.
Yerleşik tarafta ise panik kaynaklı bir dövize hücum tablosu bulunmuyor. DTH hesaplarındaki 3 milyar dolarlık haftalık artışın 2,7 milyar doları şirketlerin operasyonel takviminden ve ihracat döngüsünden kaynaklanıyor. Hanehalkının döviz tevdiat artışı ise yalnızca 0,4 milyar dolar (0,3 milyar doları yabancı para, 0,1 milyar doları altın) ile sınırlı kalarak dolarizasyon tezini çürütüyor. Asıl dikkat çekici hareket, TL vadeli mevduata yönelen 330 milyar liralık güçlü akış oldu. Bankacılık mevduat paylarında TL %61,3, DTH %38,7 ile yatay dengesini korurken, yerli çekirdek yatırımcıların (özellikle hanehalkı ve kurumsal fonlar) 57 milyar TL'lik DİBS alımı yapması TL varlıklara olan güvenin devam ettiğini gösteriyor.
Menkul kıymet yatırım fonlarında ise temerrüt ve tasfiye süreçlerinin yarattığı teknik bozulmalar rakamlara yansıdı. İlgili haftada yatırım fonlarından yaklaşık 840 milyar TL'lik çıkış hesaplanırken, bunun 461 milyar TL'lik kısmı doğrudan para piyasası fonlarında gerçekleşti. Son iki haftalık kümülatif çıkış 900 milyar TL'yi aşmış olsa da, TEFAS verilerinde tasfiye edilen veya pay adedi sıfırlanan fonların bulunması veriyi teknik olarak kirletiyor. Bu nedenle bu hareket tamamen piyasa kaynaklı bir nakde kaçış olarak değil, mevzuatsal ve operasyonel tasfiyelerin sonucu olarak değerlendirilmeli.
Kartlı harcama verileri Türkiye ekonomisindeki dezenflasyonist yavaşlamayı teyit ediyor. Toplam kartlı harcama tutar büyümesi %39'a gerilerken, işlem başına tutar artışı %22,5, adet büyümesi ise %13,5 oldu. Mobilya (%20'ye gerileyen büyüme) ve elektrikli-elektronik gibi dayanıklı tüketim mallarındaki zayıf seyir, iç talepteki soğumayı doğrudan yansıtıyor. Gıda ve AVM harcamalarındaki büyüme ivmesi enflasyondaki düşüşe paralel yavaşlasada gıdanın defansif yapısıyla yeniden toparlanması bekleniyor. Sigorta tarafındaki harcama büyümesinin %100'ün üzerine çıkması ise poliçe fiyat artışları ve baz etkisinden kaynaklanıyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Dağlar Özkan'ın paylaştığı veriler, piyasada fon kaynaklı yaşanan türbülansın sistemik bir krize ya da kur şokuna dönüşmediğini açıkça kanıtlıyor. Rezervlerdeki 7 milyar dolarlık kaybın ardından hızla gelen 2,5 milyar dolarlık toparlanma ve swap hariç net pozisyonun 42 milyar dolarda tutunması, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kur politikasını değiştirmesini gerektirecek hiçbir zemin olmadığını gösteriyor. Bu tablo karşısında dövizde agresif yukarı yönlü pozisyon almak rasyonel bir temele dayanmıyor.
Yabancı yatırımcının 0,6 milyar dolarlık çıkışı piyasa derinliği açısından oldukça absorbe edilebilir bir boyutta kalmıştır. BIST tarafında sadece 110 milyon dolarlık net satışın olması, yabancının Türkiye hisse senedi hikâyesinden toptan vazgeçmediğini; aksine yerleşik hanehalkının 57 milyar TL'lik tahvil alımı ve 330 milyar TL'lik vadeli mevduat girişiyle TL getiri eğrisini güçlü şekilde desteklediğini ortaya koyuyor. Para piyasası fonlarındaki sert çıkış verisi ise temerrüt ve tasfiye kaynaklı teknik bir kirlilik içerdiğinden, bunu hanehalkının TL sistemden kaçışı olarak okumak yanıltıcı olacaktır.
Mevcut makroekonomik resim, yatırımcılar açısından net bir stratejiye işaret ediyor: TL bazlı sabit getirili enstrümanların sunduğu reel faiz potansiyeli cazibesini koruyor. İç talepteki soğumanın kartlı harcamalara yansıdığı bu döngüde, dayanıklı tüketim gibi sektörlerde seçici olunmalı; yüksek getirili ancak temerrüt riski taşıyan özel sektör tahvillerine temkinli yaklaşılmalıdır. Bankacılık Eurobondları ve TL vadeli mevduat/DİBS ağırlıklı portföylerle "pozisyonları koru ve faiz getirisini biriktir" stratejisi en sağlıklı yaklaşım olarak öne çıkıyor.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: İş Yatırım