30 Dakika | 28 Ekim 2026
BloombergHT · 2026-10-30
💡 Hızlı Bilgi
1. Vitrifiye ve armatür ihracatında sert daralma var; sanayi üretiminde yüzde 27 düşüş görülüyor, temkinli ol ve bekle.
2. Bireysel konut yenileme ve tadilat harcamaları tarihi diplerde; perakende tarafında toparlanmayı beklemeden yeni yatırıma girme.
3. Döviz kuru enflasyonun gerisinde kaldığı için ihracatçı fiyat tutturamıyor; ihracata dayalı sanayi hisselerinde acele alım yapma.
4. Kentsel dönüşüm ve deprem konutları inşaat üretimini ayakta tutuyor; birinci el inşaat malzemesi pazarında hacmi koru, pozisyonunu tut.
5. Hanehalkı enflasyon altı getiri beklese de gayrimenkulü tek güvenli liman görüyor; konut tarafında varlıklarını elde tut.
📊 Detaylı Açıklama
İnşaat sektörü iki farklı gösterge arasında sıkışmış durumda. Güven endeksi tarihi dip seviyelerde gezerken, inşaat üretim endeksinde belirgin bir düşüş yok. Murat Özyamanoğlu bu tabloyu hanehalkının güvenli liman arayışına bağlıyor. İnsanlar enflasyonun altında bir fiyat artışı beklese dahi yatırım için yine konuta koşuyor. Kaba inşaat tarafında çarklar dönüyor ancak alt sektörlerde tablo oldukça ayrışmış görünüyor.
İhracat odaklı çalışan vitrifiye (seramik sağlık gereçleri) tarafında üretim yıllık bazda yüzde 27 gerilemiş durumda. Bu gerileme sanayi üretim verilerine çok net yansıyor. Emek yoğun bir sektör olan seramik ve vitrifiyede işçilik maliyetleri hızla arttı. Ancak kur tarafındaki artış bu maliyetleri telafi etmedi. İhracatçı dış pazarlara fiyat veremez hale geldi ve küresel talep daralmasıyla birleşen bu tablo sektörü zorladı.
Konut sektöründe birinci el satışlar kentsel dönüşüm ve deprem bölgesi projeleri sayesinde ayakta duruyor. Buna karşılık mevcut konutların yenilenmesi ve tadilat işleri tamamen durma noktasına geldi. Tüketici mevcut faiz ve enflasyon ortamında tadilatı ertelenebilir bir ihtiyaç olarak görüyor. Bu nedenle perakende kanalına çalışan üreticiler için talep tarihi ortalamaların çok altına indi.
Sektörde faaliyet gösteren yerli firmalar yüksek faiz ve finansmana erişim kısıtı nedeniyle ciddi nakit sıkışıklığı çekiyor. Roca gibi küresel sermaye desteğine sahip şirketler bu dönemi daha rahat atlatıyor. Özyamanoğlu, özellikle kur ile enflasyon arasındaki ekonomik bağların kopmasının fiyatlama mekanizmasını bozduğunu vurguluyor. Dengesizlikler üreticinin bütçe yapmasını ve geleceği görmesini engelliyor.
Banyo ürünlerinde tüketici alışkanlıkları tamamen fonksiyon ve teknoloji odaklı hale evriliyor. Artık banyolar sadece temel bir ihtiyacın karşılandığı yer değil, yaşam alanı olarak görülüyor. Nesnelerin interneti (IoT) ile donatılmış akıllı banyolar arızaları önceden bildirip maliyeti düşürüyor. Akıllı klozetler ve prefabrik modüler banyo sistemleri pazarın ana çekim merkezi haline geliyor.
Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sürdürülebilirlik regülasyonları ihracatçı için artık bir tercih değil zorunluluk. Özyamanoğlu, seramik sektöründe fosil yakıt yerine dünyada ilk kez elektrikli fırın kurarak öncülük ettiklerini belirtiyor. Şirketin dokuz fabrikası tamamen yenilenebilir enerjiyle üretim yapıyor. Döngüsel ekonomi, geri dönüştürülebilir malzeme ve karbon ayak izini düşürmek uluslararası pazarda kalabilmenin tek şartı oldu.
Enerji tarafında ise 5 Kasım'da açıklanacak 2040 enerji vizyonu büyük bir elektrifikasyon (elektrikleşme) hamlesini içeriyor. Elder Genel Sekreteri Fakir Hüseyin Erdoğan, 2035 yılına kadar toplam tüketim içindeki elektrik payının yüzde 35'e çıkacağını belirtiyor. Dağıtım şirketleri 2014'ten bu yana yürüttükleri AR-GE çalışmalarıyla şebekeyi akıllı, esnek ve iki yönlü bir işletme modeline dönüştürüyor.
Milyonlarca elektrikli aracın şebekeye bağlanması dağıtım altyapısını baştan aşağı yenilemeyi gerektiriyor. Araçların şarj olmasının yanında gerektiğinde şebekeye elektrik veren birer mobil bataryaya dönüşmesi hedefleniyor. Dağıtım şebekesi yatırımlarının 30 yıllık döngülerle yapıldığını hatırlatan sektör temsilcileri, Dağıtım 2.0 vizyonuyla yerli yazılım ve depolama çözümlerine odaklanıyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
İmalat ve inşaat sanayisindeki ayrışma makroekonomik dengesizliklerin faturasını net biçimde gösteriyor. Kurun enflasyonun gerisinde kalması, emeğe dayalı ihracatçının rekabet gücünü tamamen kırdı. Vitrifiyedeki yüzde 27'lik üretim düşüşü geçici bir yavaşlama değil; maliyetini dövize çeviremeyen sanayicinin doğrudan pazar kaybettiğinin kanıtıdır. İhracata dayalı geleneksel sanayi şirketlerinde kısa vadede yeni bir toparlanma hikayesi aramak fazlasıyla iyimser olur.
Konut tarafında ise yapay bir dayanıklılık gözleniyor. Hanehalkı alternatifsizlikten konutu güvenli liman olarak seçse de perakende yenileme pazarının çökmesi reel alım gücünün tükendiğini açıkça gösteriyor. Birinci el satışlar kamu destekli dönüşüm ve deprem projeleriyle dönüyor; fakat bireysel tüketici en ufak tadilatını bile erteliyor. Perakende inşaat malzemesi ve yapı kimyasalları tarafında nakit akışı bozuk şirketler için riskler devam ediyor.
Buna karşılık küresel trendler ve regülasyonlar yönü belli etti: Dekarbonizasyon ve elektrifikasyon. Enerji tüketiminde elektriğin payının yüzde 35'e çıkarılacak olması, dağıtım ve şebeke altyapısına milyarlarca dolarlık zorunlu yatırım anlamına geliyor. Elektrikli araçlar ve yerinde üretim (çatı GES, mikro kojenerasyon) şebeke mimarisini kökten değiştirecek. Bu dönüşüme ekipman, yazılım ve depolama üreten şirketler önümüzdeki dönemin asıl kazananları olacaktır.
Genel pozisyonumuz net: İhracatta fiyat tutturamayan ve iç piyasada tadilata çalışan perakende yapı malzemesi şirketlerinde bekle ve yeni alım yapma. Finansman maliyetine dayanamayan orta ölçekli sanayiciden uzak dur. Buna karşılık yeşil dönüşümü tamamlamış, küresel dağıtım ağına sahip büyük sanayi devlerini ve şebeke elektrifikasyonuna ekipman sağlayan teknoloji/enerji şirketlerini uzun vadeli portföylerde kademeli olarak biriktir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: BloombergHT