3. Çeyrek Bilançoları Başlıyor: Hangi Sektörler Öne Çıkacak?
Nasıl Bir Ekonomi TV · 2026-10-20
💡 Hızlı Bilgi
1. BIST genelinde seçici kal; bilanço ayrışmaları derinleştiği için genele yaygın alım yapma.
2. Rafineri ve havacılık hisselerinde güçlü operasyonel kar beklentisiyle pozisyon biriktir.
3. Sigorta sektöründe sadece hayat sigortacılığı tarafına odaklanarak hisse biriktir.
4. Büyük bankalarda net kar sürse de fonlama ve kredi risk maliyetleri nedeniyle temkinli bekle.
5. Dayanıklı tüketim ve giyim perakendeciliğinde zarar beklentileri öne çıktığı için bu seviyelerden alma.
📊 Detaylı Açıklama
Üçüncü çeyrek bilanço maratonu takvimdeki gecikmelerle başlıyor. Matriks Haber analisti Neslihan Köroğlu, Türkiye Sigorta'nın genel müdür istifası nedeniyle bilançoyu ertelediğini belirtiyor. Sezonun açılışını 21 Ekim'de TAV Havalimanları yapıyor. Ardından 22 Ekim'de Ak Sigorta, 26 Ekim'de Arçelik, Brisa, Çimsa, Tab Gıda ve Türk Traktör finansallarını açıklıyor. Bankacılık tarafında ise ilk sonuçlar 27 Ekim'de Akbank ve Aselsan ile gelip 28 Ekim'de Garanti BBVA ile devam ediyor. Analistlere göre bu dönem karlar genele yayılmıyor; şirket bazında ciddi uçurumlar oluşuyor.
Havacılık ve rafineri şirketleri dönemin parlayan yıldızları arasında yer alıyor. Konuşmacı, havacılıkta hem hava yollarının hem de havalimanı işletmecilerinin güçlü operasyonel verim sayesinde yüksek net karlılık yakalayacağını aktarıyor. Benzer şekilde rafineri tarafında da güçlü marjlar ve yüksek operasyonel karlılık bekleniyor. Bu iki sektör, çeyreklik bazda portföylerde güvenli liman görünümü sergiliyor.
Bankacılık sektörü tarafında ise tablo karışık bir seyir izliyor. Konuşmacı, büyük bankaların hacimli karlar bildirmeye devam edeceğini vurguluyor. Buna karşın artan fonlama maliyetleri (bankanın mevduat veya borçlanma için ödediği faiz yükü) ile yükselen kredi risk maliyetleri karlar üzerinde baskı kuruyor. Karlılık oranlarının bu baskılarla ivme kaybedeceği öngörüldüğü için yatırımcılara bankalarda daha temkinli hareket etmeleri sinyali veriliyor.
Reel sektörün tüketim ayağında belirgin bir ayrışma ve negatif sinyal öne çıkıyor. Neslihan Köroğlu, dayanıklı tüketim ve giyim perakendeciliği sektörlerinde analist tahminlerinin net zarar beklentilerine işaret ettiğini söylüyor. Genel perakendede ise tablo şirketten şirkete değişiyor. Sigortacılıkta ise tüm alt dallar değil, özellikle hayat sigortacılığı faaliyeti yürüten kurumlar pozitif ayrışarak güçlü net sonuçlar vaat ediyor.
Piyasaların odağındaki Merkez Bankası faiz kararında net bir indirim beklentisi hakim. Ankete katılan 37 kurumun 32'si, perşembe günü politika faizinin yüzde 37'den yüzde 36'ya yani yüz baz puan indirileceğini tahmin ediyor. Üstelik 33 ekonomistin 29'u, aralık ayındaki yılın son toplantısında da yeni bir indirim bekliyor. Bu gevşeme beklentisini ise beklentilerin altında kalan eylül enflasyonu, iç talepteki soğuma ve hizmet sektöründeki fiyat yavaşlaması destekliyor.
Kısa vadede indirim rüzgarı esse de orta vadeli faiz patikasında yukarı yönlü revizyonlar dikkat çekiyor. Ankette 2026 yıl sonu politika faizi beklentisi yüzde 35 seviyesinde sabit kalsa da tahmin aralığı yüzde 33 ila 36 bandına iniyor. Ancak 2027 yıl sonu faiz tahmini yüzde 27'den yüzde 28,5'e, enflasyon tahmini ise yüzde 23'ten yüzde 23,5'e yükselmiş durumda. Piyasalar, faizlerin gelecekte eskiden sanıldığı kadar hızlı düşmeyeceğini fiyatlıyor. Enerji fiyatları, çekirdek enflasyon katılılığı ve jeopolitik tansiyon masadaki ana riskleri oluşturuyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Piyasadaki genel faiz indirimi iyimserliği ile bilanço gerçekleri arasında tehlikeli bir uyumsuzluk var. Neslihan Köroğlu'nun derlediği veriler ve Şeref Oğuz'un haklı sorgulaması çok kritik bir noktaya parmak basıyor: Küresel merkez bankaları sıkı duruşunu korurken yalnızca eylül ayı enflasyonundaki kısmi gevşemeye dayanarak faiz indirim algısı inşa etmek erken bir kutlamadır. Hizmet enflasyonunda ve kirada katılık sürerken politika faizinde yapılacak aceleci bir gevşeme, döviz kuru ve enflasyon beklentilerini yeniden bozabilir. 2027 tahminlerinin yukarı revize edilmesi de zaten uzmanların uzun vadede faizlerin yüksek kalmak zorunda olduğunu bildiğini kanıtlıyor.
Bilanço tarafındaki analiz son derece gerçekçi ve asla körü körüne bir alım havası taşımıyor. Bankaların yüksek faiz ortamında fonlama ve kredi batık riskleriyle karşılaşması, sanayide ise dayanıklı tüketim ve giyim perakendesinin doğrudan zarar bölgesine geçmesi iç talepteki sert freni belgeliyor. Bu aşamada endeks bazlı toptan alım yapmak yüksek maliyet riski doğurur. Yatırımcıların yalnızca nakit akışı bozulmamış, kur farkı baskısını ihracatla veya operasyonel güçle aşabilen rafineri ve havacılık gibi seçilmiş değerlere yönelmesi gerekir.
Mevcut piyasa yapısı riskten kaçınan yatırımcılar için agresif hisse artırma dönemi değildir. Özellikle net kar marjları eriyen tüketici elektroniği, beyaz eşya ve giyim perakendesi hisselerinden bu fiyat seviyelerinde uzak durulmalı. Portföy stratejisi olarak perşembe günkü Merkez Bankası kararı ve karar metnindeki şahin ya da güvercin tonlama mutlaka görülmeli; aralık indirimi fiyatlanmış olsa bile pozisyonlar korunarak beklenmelidir.
Özetle piyasa sinyali net bir 'bekle ve seçici biriktir' stratejisine işaret ediyor. Endeksin geneli için alım yönünde acele edilmemeli, perşembe günkü faiz indirimi sonrası bankacılık marjları izlenmeli, dayanıklı tüketim hisselerinden uzak durulmalı ve yalnızca rafineri, havacılık ile hayat sigortası hisselerinde düzeltmeler alım fırsatı olarak kollanmalıdır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: Nasıl Bir Ekonomi TV